…Sevgili Okuyucularım Devam 4

FENNÎ’NİN MÜSEBBÂ’ININ ALTINCI VE YEDİNCİ KIT’ASININ ÎZÂHI:

Ne lâzım hasmı ta’kîb eylemek ta’dîl-i efkâr et

[Düşmanının peşine düşmekte ne fayda var? Kafayı değiştirsene!]

Gelirse nefse hiddet kibriyâ-yı Hakk’ı tezkâr et

[Hiddetin seni mağlup edecek gibi olduğu zaman Allahü teâlânın büyüklüğünü düşün.]

Edip mahv-ı enâniyyet ‘ubûdiyyette ısrâr et

[Benliğini yok et ve kullukta ısrar et.


Şuracıkta Usûlî’nin bir beytini derc etmeli:

Bunluğu ko, benliği terk eyleyuben ol şehin
İtlerinden olmağa sa’y et Usûlî sen sen ol

(Tembelliği bırak, benlikten kurtul da o şahın isimsiz kölelerinden biri olmağa canına minnet bil ey kişi; sen sen ol!)]

Leyâlîde le’âlî-i şirişki durma îsâr et

[Gecelerde inci tanesi gibi gözyaşlarını hesapsızca saç! Gülmekten ne buldun, ağla biraz, ağla!]

Garaz kâşânesin yık hıtta-i ‘irfânı i’mâr et
[Kin ve garez tutma yolunu bırak da, arif kişi ol!]

Tuz ekmek hakkını hıfz eylemekte i’tinâ göster

[Üzerinde bulunan hakları korumak, gereğini yerine getirmek, vefalı olmak hususunda azami derecede özen göster!]

Hudâ’dan gayre ‘arz-ı ihtiyâç etme gınâ göster

[Allah’tan başka kimseden bir şey bekleme, tok gözlü ol. En kötü şey (bir) el açmak; en iyi şey de (iki) el açmak. Uyanık ol!]

Şikâyet etme Hak’tan halka her hâle rızâ göster

[İnsanlara karşı halinden şikâyetçi olmak, dikkatle bakarsan ne kadar çirkin bir iştir; Allah’ını kullarına şikâyet etmiş oluyorsun, öyle değil mi? Bu ne densizliktir; dikkat et!]

Tama’dan kıl ferâgat ehl-i îsâr ol sehâ göster

[Açgözlülükten uzak dur; kendi ihtiyacın varken bile başkalarına vermekte tereddüt etme; cömert ol!

Şuracıkta da Hâzık Mehmed’den bir beyt kayd etmeli:

Yeten ancak gürisne-çeşme müşt-i hâk-i lahdidir
Halâs olmaz hezârân gence mâlik olsa zilletten

(Aç gözlü dünyanın hazinelerine sahip olsa da zelil ve tatminsiz olmaktan kurtulamaz; onu gözünü ancak kabrinin bir avuç toprağı doyurur)]

Düşen bî-keslere rahm et tarîk-i i’tilâ göster

[Düşmüş kimsesizlere acı; yücelik göster. Acımayana acınmaz bilirsin.]

Tesâdüf eyledikçe bir fakîr ebnâ-yı âdemde

[İnsan oğullarından bir fakire rastladığında…]

Edip taltîfîne himmet bırakma berzah-ı gamda

[Gönlünü al, işini gör; üzüntü koridorunda bırakma onu. Desin ki “iyi insanlar hâlâ var”]

Ne buldun saklamakla surre-i dînâr u dirhemde

[Parayı pulu biriktirip saklamakta ne gibi bir fayda olabilir? Ölüp gideceksin; arkandan bir sürü dava, dedikodu ve saire…]

Gerek sahn-ı kenîsâda gerek Beyt-i mükerremde

[Nerede olursa olsun; gerek Kâ’be-i Şerîf’in civarında, gerek kilisenin avlusunda…]

Hüner bir kalb-i mahzûnu sevindirmektir ‘âlemde

[Hüzünlü bir kalbi sevindirmektir hüner.]

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir