Sultan Fâtih (Şair Avnî)

Sultan Fâtih yani şair Avnî der ki:

Kesmezem ağyâr cevri ile cânândan ümid Kim kesilmez havf-ı şeytân ile îmândan ümid  
Ağyar : Gayrılar, yabancılar, dost olmayanlar, eller.
Cevr   : Sıkıntı.
Havf   : Korku. 
 
Şu demek olur:
 
[Aşktan haberi olmayan, sevgili ile muhabbetimi kıskanan ve bu yüzden düşmanlık besleyen kişilerin vereceği sıkıntılardan korkup sevgiliden vaz mı geçeceğiz yani? Şeytanın türlü türlü hileleri var ise var; bu yüzden imandan ümit mi kesilir? Akrep zehir yapacak tabii, arı ise bal. Herkes cibilliyetine uygun olanı ortaya koyar. Kötülerin kötülüğü, iyilerin cesaretini kırmamalı, hatta bilakis artırmalıdır.]

Şu izaha ihtiyaç belki yok ama; söz sahasında da zor erişilir bir yeri olan cihan padişahının, şiirde ifadeye koyduğu aşk ilâhî aşkın ta kendisidir.

Çıkılan ulvi yolculukta karşı gelen engelleri, teşvik edici görmek ayrı bir yüceliktir. Bu nükteyi terennüm eden sayısız örnekten söz etmek mümkün ise de; ilk hatıra gelenlerden birkaçı şunlar:

Düşman ne denlû saht ise de şâd ol ey Nedîm Seng üzre gösterir zer-i kâmil âyârını Nedîm

[Düşmanın ne kadar zorlu ise, sen o kadar memnun ve bahtiyar ol ey Nedîm! (özüne hitap, ne hoş bir usul; kimseye nasihat veya teselli ettiğimiz yok, sözümüz kendimize diyor üstad; klasik kültürümüzün bir edeb irtifa’ı) çünkü, hâlis altın bu niteliğini mihenk taşında gösterir dosta düşmana.]

Nitekim;

Altını dene mihenk taşında Adamı dene bir iş başında

denilmemiş midir?

Benzer şekilde Necip Fazıl Kısakürek der ki:

Ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lâzımsın

Tam üstada yaraşır biçimde; bıçak gibi…

Bahsimize, yani Sultan Fâtih (Şâir adıyla Avnî)’ in şiirine dönelim;

Ağlamakla dürr-i vasla tâlib oldum, ta’n değil Eylese gavvâs olanlar bahr-i ummândan ümid

Vasl : Kavuşma
Dürr : İnci tanesi
Ta’n : Kınama, yerme
Gavvâs : Dalgıç

[Pes yani! Denizler dolusu ağlamaktan maksadım kavuşmak adlı eşsiz inci tanesine kavuşmaktır; kınamayın; dalgıç inci arıyor diye kınanır mı hiç…]

Tamamı yedi beyt olan şiirin son beyti ise başlı başına bir irtifa:

Her ne denlû cürmüne hadd ü nihâyet yoğ’ise Avniyâ kat’ eyleme sen avn-i Rahmân’dan ümîd

Ne denlû : Ne kadar
Hadd  : Sınır
Nihâyet : Son
Avn  : Yardım
Avnî  : Yardımla ilgili; yardımcı; kula nisbetle yardım     eden; Allah’a nisbetle yardıma kavuşan (şairin    mahlası, şiirde kullandığı ismi yani.
Avniyâ : Ey Avnî!

[Yine öze hitapla; gerçi kusurun çoktur ey Avnî; ama merhametlilerin en merhametlisi olan Allah’ ın af ve mağfiretinden, yardımından ümidini sakın kesme; zira bu çok daha büyük suç olur; gönül suçudur ayrıca.]

Hatm-i kelâm:

İnsana sadâkat yaraşır görse de ikrâh Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah

Av. Hayati İnanç

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir