Ok - Yay
Damlalar Mart 24th, 2008“Bu menzil-gehde tîrin çekdiği cevri kemân çekmez”
Tam bir mısra-i berceste. Yani benzersiz mısra. Bursalı Çelebi Âsım’a ait.
İzahata girişmeden önce, bu vesile ile hatırıma gelen Yenişehirli Avni Bey’in bir beytine bakalım:
Bin safsata bir mısra-i bercesteye değmez
İndimde esâtîr-i Felâtun hezeyândır
[Kuru akılla hakîkate ulaşmaya çalışan filozofların sayıklama sözleri andıran safsataları nerede; mensubu bulunduğumuz kültürün kodlarını iyi bilen bir tek şairimizin söylediği bir tek mısra nerede? Bir kamyon dolusu çakıl taşı ile iki parmak arasında tutabildiğiniz elmasın değeri kıyas kabul eder mi?]
Evet! Keçiboynuzunda bir miktar kalori vardır; ama bir çuval keçiboynuzu yiyerek alacağın kaloriyi bir tek kesme şekerden alabiliyorsan, o kadar posayı taşımaya ne hâcet…
Çelebi Âsım’ dan aldığım mısra bir beytin yarısı. Tamamı şöyle:
Cihânda gec-menîşden rast-kîşin renci efzûndur
Bu menzil-gehde tîrin çekdiği cevri kemân çekmez
Gec-menîş : Eğri tabîatlı, kötü huylu
Rast-kîş : Dosdoğru giden
Menzil-geh : Ok atılan saha, Okmeydanı
Tîr : Ok
Kemân : Yay
Renc : Üzüntü, sıkıntı
Efzûn : Çok
Cevr : Haksızlık edip incitme
[Kötü yolda gidenlere oranla, dosdoğru olanların çektikleri sıkıntı çok daha fazladır. Doğru ok uzaklara atılmak, hedefe saplanıp yıpranmak gibi zahmetler çekerken, eğri yay bunlardan âzâdedir, elden düşmez.]
Doğrulukla yaşamanın sıkıntılara hazır ve tahammülkâr olmayı gerektirdiğini ihtar eden bu beyt; oyuz sene önce Sahaflar Çarşısında bir dükkânın camında gördüğüm kıt’ayı da hatırlatıyor; tabiî “o eski hâlinden eser kalmamış” Sahaflar’ ın hüznünü de…
Şöyle diyordu dört mısrada ve henüz yirmisine kadem basmamış hukuk talebesi yazar, dikilip ezberlemiştim (Kim demiş, ezbercilik iyi değil diye.):
Doğru olsam ok gibi yabana atarlar beni
Eğri olsam yay gibi elde tutarlar beni
Ne doğruyu aç gördüm ne eğriyi tok
Eğri yay elde kalır, menzil alır doğru ok
Ok doğru olduğu için yabana atılıyor ve yay eğri olmakla elde tutuluyor. Bu hâl eğri olmayı kârlı gibi gösterse de; ârifâne bakış şunu da görmeli; evet öyle ama; son tahlilde herkes kendisi için takdir edilen rızkı yiyip gitmiyor mu dünyadan? Dünyada aç mezarı mı var? Bak etrafına! Doğruyu aç görmezsin, eğri de yok değildir. Hatta eğri olanın hırsı daha çok olduğundan –karnı olmasa bile- gözü daima aç olarak gelir ve gider. Dosdoğru ol da sen, atan olursa bırak atsın; gittiğin yerde tutan da olur. Hem, yol alan oktur, yay değil. Ayrıca izzetle ve namusla gidersin. Huzurla yatarsın; yatakta da, kabirde de. Nasıl olsa dimdik yürüyenler, gün gelir, dümdüz yatarlar.
Mart 25th, 2008 at 16:59
Fırlatıp yay gibi, dehr yabana atsa beni
Hedefimden şaşmam, ok gibi dümdüz giderim…
Mart 27th, 2008 at 12:23
Sayın İnanç, sizi tanıdıktan sonraki ilk düşüncelerim yaşamım boyunca Osmanlı edebiyatını nasıl bu kadar “es” geçtiğimdi. Öğrenim yıllarıma dönüp baktığımda bu alana hak ettiği ilgiyi göstermemenin “tat” alabileceğim bir çok “manevi” kaynaktan ne kadar uzak kalmış olduğumu hissediyorum. O nedenle bu konuda sizi yaşamımda tamda geç kalınmış bir noktada yoluma çıkmış bir “kılavuz” gibi görmekteyim. Her şey için teşekkürler. Sitenizide oldukça “şık” bulduğumu ifade etmeliyim. Benim kültürümün “derya deniz” bir alanına sayenizde bir başlangıç yapıyorum.
Sağlıcakla kalınız.