‘Can veren pervaneler’
Geçmiş kültürümüzün eşsiz ve engin hazinelerinden biri de divan edebiyatıdır. Kıymetini bilemediğimiz, redd-i miras yoluyla ortadan kaldırmaya çalıştığımız, bu edebiyatı öğrenip rahatlıkla anlayan yabancıları bile, “Böyle mükemmel bir edebiyatı dünyaya nasıl tanıtamazsınız?” diye şaşırttığımız bir edebiyat.
Divan edebiyatı kültürüyle günümüz kültürünü kıyaslayacak olursak makas iyice açılıyor. Dünyanın gıpta ettiği, 600 yıl dünyaya insanlık dersi veren, fakat bizim bir çırpıda silip atmaya çalıştığımız bir cihan devletidir Osmanlı. Divan edebiyatı da onun aynadaki görüntüsünden başka bir şey değil.
Bu edebiyatı kötüleyip yok etmek için her şey yapıldı. “Bu edebiyat halktan kopuk, yüksek zümreye hitap ediyor, bu edebiyatı sadece padişahlar anlıyor” türünden safsatalar insanımızın zihninde öyle bir yer etti ki değiştir bu yanlış fikri değiştirebilirsen. Büyük bir yanlış doğru diye kabul ettirildi ve doğruları öğretmek zorlaştı. Hâlbuki halktan kopuk dedikleri edebiyatın söz ustaları halkın ta kendisiydi. Çeşitli mesleklere sahip bu insanlar aynı zamanda sanatla uğraşıyor ve muhteşem kültürümüzü ilmek ilmek dokuyorlardı. Şiirlerini halkın içinde ve halkın içinden yazıp yine onların beğenisine sunuyorlardı. Takdir topluyorlardı, bir şaheser meydana getiriyorlardı. Sonra da bu eserler, müzelerin nadide parçaları gibi tarihteki yerlerini alıyordu.
Günümüzde Osmanlıyı doğru anlamak için mücadele edilirken reddettiğimiz mirasın pişmanlığı içindeyiz. Bu pişmanlık ne kadar artarsa bu kültürden istifade de o kadar artar.
Peki divan edebiyatını sevmek için ne yapmalıyız?
Hayati İnanç Bey’i tanımanızı tavsiye ederim. Edebiyatçı ve divan edebiyatı âşığı biri olmama rağmen Hayati İnanç Bey’i dinlerken bu edebiyata aşkım daha da artıyor ve bu konuda ne kadar cahil olduğumu daha da iyi anlıyorum. İstanbul’a geldiği zaman konferanslarını bizzat takip ettiğim, TRT’deki “Can Veren Pervaneler” programı vasıtasıyla insanımıza hitap eden, bu engin kültürü bir kişiye bile anlatabilsem kârdır fikriyle hareket eden; nefis üslubu, kıvrak zekâsı, mükemmel insanlığı ve şaşırtan tevazusuyla gönüllerin sultanı olmuş bir kelam ehli.
Kendisini divan edebiyatının neferlerinden kabul eden, ezberlediği 8000 civarında beyitle bu kültüre hizmet eden âbide şahsiyet. Divan edebiyatının inceliğini, anlamını, kıymetini… yani divan edebiyatını anlamak için Hayati Bey’i dinlemek, anlamak ve tanımak lazım.
Geçtiğimiz hafta İstanbul’da, İhlas Kolejlerinde Hayati İnanç rüzgârı esti. Esintinin şiddetini ölçecek ve programı özetleyecek tek cümle programı takip eden öğrencilerimin birinden geldi: “Hocam, Hayati Bey’in okuduğu beyitlerin günümüz Türkçesi ile açıklaması yapılmasaydı hiç anlamayacaktım. Ama hiç açıklanmamış dahi olsa programı saatlerce bıkmadan takip ederdim.”
Divan edebiyatını anlarsak kültürümüzü, neler kaybettiğimizi ve neleri kazanabileceğimizi çok daha iyi anlarız. Eğer rehberimizi doğru seçersek!
İbrahim CEBECİ
İndirilenler
- İndirilebilecek Döküman Yok

Track comments via RSS 2.0 feed. Feel free to post the comment, or trackback from your web site.
Currently there are no comments related to article "Can Veren Pervaneler / Makale".