…olmasın bir kimsenin. Şeyh Gâlib
“Bir Gece Vakti” başlıklı yazımızda Şeyh Gâlib’in ve Muallim Nâci’nin birer gazeline temas etmiş ve demiştim ki “bir gün bakarız inşallah!” Sözümü tutmak bakımından bugün Şeyh Gâlib (kullandığı bir diğer mahlâs Es’âd) merhûmun sekiz beyitli ‘olmasın bir kimsenin’ redifli gazeli:
Yâresi muhtâc-ı kâfûr olmasın bir kimsenin
Sîneden meh-pâresi dûr olmasın bir kimsenin
Yâre : Yara
Kâfûr: Çok uzak ülkelerden (Hindistan’dan) gelen beyaz renkli ve çok kıymetli ilaç.
Meh-pâre : Ay parçası. Mecâzen sevgili.
Dûr : Uzak (-bîn eki, görüş manası verir. Dûr-bîn: Uzak görüş, uzağı görüş; dürbün)
[Öyle bir yaraya müptelâ etmesin Allah bir kimseyi ki, tedavisi gayet müşkül ola. Türkçemizdeki “Allah dert verip derman aratmasın” latif söyleyişi gibi. Ay parçası gibi olan sevgilisini sinesinden uzak etmesin Allah, bir kimsenin.] DEVAMINI OKU
Bir Gece Vakti
Cep telefonunun sesi ile uyanınca saate baktım, 3 ü 13 geçiyordu. Mayıs’ ın 30 u; yani sabaha artık çok az zaman var; henüz yatalı yarım saat olmamıştı.
Önce inanamadım; arayan Mehmet Aycı idi. Kendisini tanıyor olmanızı cidden isterdim. Birçoğunuz da -eğer şiirle ilgileniyorsanız- tanıyor olabilirsiniz; hani şöyle ciddi, esaslı, adam gibi şiirle.
Kendisinden birkaç seçme mısra sunayım izninizle de, neden bahsettiğimiz âşikâr olsun: DEVAMINI OKU
Fevkalâde Seçmeler
Dördü de yaklaşık olarak aynı ma’nâyı tazammun eden (ağır bir Türkçe oldu galiba) biri, Nev’î’ye, biri Muhibbî’ye (Kanuni Sultan Süleyman) biri de Bâkî’ ye ait dört beyt üzerinde duralım:
Sultan’dan başlayalım isterseniz;
Mülk-i dünyâ kimseye kalmaz sonu berbâd olur
Ey Muhibbî şöyle farzet kim Süleymân olmuşum
Ma’nâ açık.
Ancak şu dikkat çekiyor; şair Kanuni Sultan Süleyman’dır. Yani adı Süleyman. Böylelikle –Batılıların deyişiyle- Muhteşem Süleyman da olsan (ki olmuş bulunuyorsun) dünya mülkü kalıcı değil ve berbat olmaya mahkûm; bunun idrakinde ol ey Süleyman (Muhibbî).
Öte yandan klasik edebiyatımızda ‘Süleyman da olsan’ tarzında bir ifade, Peygamber olmakla beraber; ins ve cin dahil bütün dünyaya Sultan olan ve hayvanların dilini bilen Hazreti Süleyman’dan mülhemdir.
Hem hevâ üzre seyr eder taht-ı Süleyman dediler
Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde – Ziya Paşa
[Rüzgâra emretmesiyle hareket eden Hazreti Süleyman’ın da tahtının yerinde şimdi yeller esmektedir. Bu dünyada ele gireceklerle gaflete düşmeyesin ey kişi!]
Örneğinde olduğu gibi.
Nev’î ise demiş ki; DEVAMINI OKU
Önce Sağlık
Yahyâ Bey’in Muhibbî’nin Gazeline Ta’şîr’i
(Gazel-i Muhibbî Ta’şîr-i Yahyâ)
Hasta olmak gûş-mâl-i Hazret-i İzzet gibi
Her kişinin yalımın alçak ider gurbet gibi
Değme bir kimse göre gelmez refâhiyyet gibi
Nâleler gûya derây-ı rıhlet-i râhat gibi
Dâr-ı dünya cây-ı firkat menzil-i mihnet gibi
Devleti bir âlet-i hengâme-i zahmet gibi
Sağlıgın bünyâdı yok âyinede sûret gibi
Matla’ı şâh-ı cihânun maşrık-ı hikmet gibi
Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi
Yandur erbâb-ı gurûru sôfî-i sâfî-sıfat
Râhat olmak ister isen meskenette mesken et
Dîde gibi şevk-ı nûrâniyyeti başa ilet
Evliyânun ayağı altı olur altı cihet
Mâni’-i işgâl-i Hakdır bezm-i ehl-i ma’sıyet
Her libâs-ı gafleti kılma hicâb-ı mağfiret
Târik-i dünyâdadur sırr-ı sürûr-ı âhîret
Gör ne der şâh-ı vilâyet nûr-ı ayn-ı ma’dilet DEVAMINI OKU
Birlik Dirliktir
Iyân oldukça gonca dem-be-dem yanında hâr artar
Bu gülzârın rakîb-i pür-cefâsı artar eksilmez
Diyarbakırlı Cehdî
Gülün güzelliği belirdikçe hemen yanında dikenler de artar. Hem sayıca artar, hem de sertlik ve sivriliği artar. Bülbülün yaklaşması ne mümkün artık; yaklaşmak istediğinde göğsünü parçalamaya hazırdır o sipsivri dikenler.
Bu gül bahçesinde kötülüğü meslek edinmiş rakip (düşman, kötü) de sürekli artar; eksilmez.
Demezler mi; “yâri güzel olanın gözünü uyku tutmaz”
Böyle bir vatanınız varsa tabiî düşman eksik olmaz. Rakîb-i pür-cefâ artar, eksilmez. DEVAMINI OKU
