<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Av. Hayati İnanç &#187; Damlalar</title>
	<atom:link href="http://www.hayatiinanc.com/category/damlalar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hayatiinanc.com</link>
	<description>Divan Edebiyatı ve Klasik Edebiyat</description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Aug 2010 11:22:14 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>…Sevgili Okuyucularım Son</title>
		<link>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/%e2%80%a6sevgili-okuyucularim-son/</link>
		<comments>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/%e2%80%a6sevgili-okuyucularim-son/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Apr 2010 14:53:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Damlalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hayatiinanc.com/?p=436</guid>
		<description><![CDATA[FENNÎ’NİN MÜSEBBÂ’ININ SON ÜÇ KIT’ASININ ÎZÂHI:
Fesâd ü mekri çoktur çerh ile ahz ü ‘atâdan geç
[Hilesi de bozuklukları da çoktur; dünya ile alışveriş yapma!]
Haşv ü hâşâk ile doldurma kalbi mâsivâdan geç
[Çer-çöp ile doldurma kalbini; ma-sivayı terk et. Ma-siva Allah’dan gayrı her şey demektir. Kalp Allah evidir; başka sevgiye yer vermek doğru değildir; hane sahibine hıyanet olur.]
Girip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>FENNÎ’NİN MÜSEBBÂ’ININ SON ÜÇ KIT’ASININ ÎZÂHI:</strong></p>
<p><strong>Fesâd ü mekri çoktur çerh ile ahz ü ‘atâdan geç</strong></p>
<p>[Hilesi de bozuklukları da çoktur; dünya ile alışveriş yapma!]</p>
<p><strong>Haşv ü hâşâk ile doldurma kalbi mâsivâdan geç</strong></p>
<p>[Çer-çöp ile doldurma kalbini; ma-sivayı terk et. Ma-siva Allah’dan gayrı her şey demektir. Kalp Allah evidir; başka sevgiye yer vermek doğru değildir; hane sahibine hıyanet olur.]<span id="more-436"></span></p>
<p><strong>Girip ihlâsla meyhâne-i ‘aşka riyâdan geç</strong></p>
<p>[Tam bir ihlas (samimiyet, duruluk; daha doğrusu yalnız Allah için yapmak) üzere ol; gösterişi terk et. Ne ‘desinler’ için iş tut ne ‘demesinler’ için! Hesabını insanlara vermeyeceksin ki… Seni yoktan var eden insanlar değil ki… Rızkın insanlardan gelmiyor ki… Veren de O, alan da O nedir senden gidecek/Telâşını görenler can senin zannedecek.]</p>
<p><strong>Eğer pîrân ile ünsiyyet istersen hatâdan geç</strong></p>
<p>[İlim-irfan sahipleri ile beraber olmak için edebi gözetmelisin; hatalarından dönmelisin.]</p>
<p><strong>Garaz hammâlı olma kîni terk et mâ-mezâdan geç</strong></p>
<p>[Garaz bir yüktür, ona hamal olma. Kin zehirdir, kendini zehirleme. “Olan oldu” güzel sözdür; kendine şiâr edin.]</p>
<p><strong>Edersen bir iyilik intîzâr eyle mükâfâta</strong></p>
<p>[İyilik yaparsan hiç tereddüt etme, karşına çıkar. Balık bilmezse Hâlık bilir.]</p>
<p><strong>Yaparsan bir fenâlık hâzır ol ‘ayn-ı mücâzâta</strong></p>
<p>[Kötülük yapınca da görürsün karşılığını. İnsan ektiğini biçer. “Eden kendine eder” unutma!]</p>
<p><strong>Lihâzâ müstâkîm ol inhimâk etme huzûzâta</strong></p>
<p>[Sonuç itibariyle dosdoğru ol. Zevklere aldanma. İki zevk [(tegaddî (gıdalanma) ve tenâsül (üreme)]’e dikkat. Bunlardan ilki olmasa insan çalışıp kazanmaya üşenir, ikincisi olmasa nesil devam etmez. İşte bu lezzetlerin, işbu varlık gayesini unutup ahmakça kapılma! İnsanlığını kaybedersin.]</p>
<p><strong>Eğer kîsende pâren var ise sarf eyle hayrâta</strong></p>
<p>[Kesende, kasanda paran varsa da akıllı ol, hayra sarf et. Yoksa ya yersin, kanalizasyona gider; ya da bırakırsın, başında mirasçıların kavga eder; ikisi de akıl kârı değil.]</p>
<p><strong>Şu nushi dinlemezsen dûş olursun çok beliyyâta</strong></p>
<p>[Dediğimi ve diyeceğimi dinlemezsen çok belâlara düşersin; pişman olursun. (Dediği hemen yukarıda, diyeceği birinci kıt’anın sonunda. Yani ‘Sakın bir dîdeyi ağlatma… diye başlayan mütekerrir beyt’)]</p>
<p><strong>Ekâbir meclisinden çıkma FENNÎ mahrem-i râz ol</strong></p>
<p>[Büyüklerle oturup kalkmaya gayret et; sırları da saklamasını bil.]</p>
<p><strong>Kanâat göster aza devlet-i fakr ile mümtâz ol</strong></p>
<p>[Azla yetin. Kanaat hazinedir.]</p>
<p><strong>Te’âlî kıl şikâr-ı himmeti kapmakta şahbâz ol</strong></p>
<p>[Çer-çöple uğraşma. Sen armudun sapı, üzümün çöpü derdinde olursan kaybedersin, himmet kuşunu kapamazsın.]</p>
<p><strong>Târîk -i dil-nüvâzîde alıklık yapma kurnaz ol</strong></p>
<p>[Gönül okşama bir sanattır. Akıllı ol da fırsatı kaçırma. Aramanı bekleyen annen veya baban, belki komşun filan vardır; arayıversen gönüllerini fethedersin. Sana da lazım olan odur. Akıllı ol.]</p>
<p><strong>Nüfûzun nisbetinde derd-mendâna devâ-sâz ol</strong></p>
<p>[Servet veya makam gibi bir imkâna sahipsen eğer dertlilere deva olmaya çalış. Kabir karanlıktır.]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/%e2%80%a6sevgili-okuyucularim-son/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>…Sevgili Okuyucularım Devam 4</title>
		<link>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/%e2%80%a6sevgili-okuyucularim-devam-4/</link>
		<comments>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/%e2%80%a6sevgili-okuyucularim-devam-4/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Apr 2010 07:26:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Damlalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hayatiinanc.com/?p=432</guid>
		<description><![CDATA[FENNÎ’NİN MÜSEBBÂ’ININ ALTINCI VE YEDİNCİ KIT’ASININ ÎZÂHI:
Ne lâzım hasmı ta’kîb eylemek ta’dîl-i efkâr et
[Düşmanının peşine düşmekte ne fayda var? Kafayı değiştirsene!]
Gelirse nefse hiddet kibriyâ-yı Hakk’ı tezkâr et
[Hiddetin seni mağlup edecek gibi olduğu zaman Allahü teâlânın büyüklüğünü düşün.]
Edip mahv-ı enâniyyet ‘ubûdiyyette ısrâr et
[Benliğini yok et ve kullukta ısrar et.
Şuracıkta Usûlî’nin bir beytini derc etmeli:
Bunluğu ko, benliği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>FENNÎ’NİN MÜSEBBÂ’ININ ALTINCI VE YEDİNCİ KIT’ASININ ÎZÂHI:</strong></p>
<p><strong>Ne lâzım hasmı ta’kîb eylemek ta’dîl-i efkâr et</strong><br />
[Düşmanının peşine düşmekte ne fayda var? Kafayı değiştirsene!]<br />
<strong>Gelirse nefse hiddet kibriyâ-yı Hakk’ı tezkâr et</strong><br />
[Hiddetin seni mağlup edecek gibi olduğu zaman Allahü teâlânın büyüklüğünü düşün.]<br />
<strong>Edip mahv-ı enâniyyet ‘ubûdiyyette ısrâr et<br />
</strong>[Benliğini yok et ve kullukta ısrar et.<br />
<strong>Şuracıkta Usûlî’nin bir beytini derc etmeli:</strong><br />
<strong>Bunluğu ko, benliği terk eyleyuben ol şehin<br />
İtlerinden olmağa sa’y et Usûlî sen sen ol</strong><br />
(Tembelliği bırak, benlikten kurtul da o şahın isimsiz kölelerinden biri olmağa canına minnet bil ey kişi; sen sen ol!)]<span id="more-432"></span><br />
<strong>Leyâlîde le’âlî-i şirişki durma îsâr et</strong><br />
[Gecelerde inci tanesi gibi gözyaşlarını hesapsızca saç! Gülmekten ne buldun, ağla biraz, ağla!]<br />
<strong>Garaz kâşânesin yık hıtta-i ‘irfânı i’mâr et</strong><br />
[Kin ve garez tutma yolunu bırak da, arif kişi ol!]</p>
<p><strong>Tuz ekmek hakkını hıfz eylemekte i’tinâ göster</strong><br />
[Üzerinde bulunan hakları korumak, gereğini yerine getirmek, vefalı olmak hususunda azami derecede özen göster!]<br />
<strong>Hudâ’dan gayre ‘arz-ı ihtiyâç etme gınâ göster</strong><br />
[Allah’tan başka kimseden bir şey bekleme, tok gözlü ol. En kötü şey (bir) el açmak; en iyi şey de (iki) el açmak. Uyanık ol!]<br />
<strong>Şikâyet etme Hak’tan halka her hâle rızâ göster</strong><br />
[İnsanlara karşı halinden şikâyetçi olmak, dikkatle bakarsan ne kadar çirkin bir iştir; Allah’ını kullarına şikâyet etmiş oluyorsun, öyle değil mi? Bu ne densizliktir; dikkat et!]</p>
<p><strong>Tama’dan kıl ferâgat ehl-i îsâr ol sehâ göster<br />
</strong>[Açgözlülükten uzak dur; kendi ihtiyacın varken bile başkalarına vermekte tereddüt etme; cömert ol!<br />
<strong>Şuracıkta da Hâzık Mehmed’den bir beyt kayd etmeli:<br />
Yeten ancak gürisne-çeşme müşt-i hâk-i lahdidir</strong><br />
<strong>Halâs olmaz hezârân gence mâlik olsa zilletten</strong><br />
(Aç gözlü dünyanın hazinelerine sahip olsa da zelil ve tatminsiz olmaktan kurtulamaz; onu gözünü ancak kabrinin bir avuç toprağı doyurur)]<br />
<strong>Düşen bî-keslere rahm et tarîk-i i’tilâ göster</strong><br />
[Düşmüş kimsesizlere acı; yücelik göster. Acımayana acınmaz bilirsin.]</p>
<p><strong>Tesâdüf eyledikçe bir fakîr ebnâ-yı âdemde</strong><br />
[İnsanoğullarından bir fakire rastladığında…]<br />
<strong>Edip taltîfîne himmet bırakma berzah-ı gamda</strong><br />
[Gönlünü al, işini gör; üzüntü koridorunda bırakma onu. Desin ki “iyi insanlar hâlâ var”]<br />
<strong>Ne buldun saklamakla surre-i dînâr u dirhemde<br />
</strong>[Parayı pulu biriktirip saklamakta ne gibi bir fayda olabilir? Ölüp gideceksin; arkandan bir sürü dava, dedikodu ve saire…]<br />
<strong>Gerek sahn-ı kenîsâda gerek Beyt-i mükerremde</strong><br />
[Nerede olursa olsun; gerek Kâ’be-i Şerîf’in civarında, gerek kilisenin avlusunda…]<br />
<strong>Hüner bir kalb-i mahzûnu sevindirmektir ‘âlemde</strong><br />
[Hüzünlü bir kalbi sevindirmektir hüner.]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/%e2%80%a6sevgili-okuyucularim-devam-4/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>…Sevgili Okuyucularım Devam 3</title>
		<link>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/%e2%80%a6sevgili-okuyucularim-devam-3/</link>
		<comments>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/%e2%80%a6sevgili-okuyucularim-devam-3/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Apr 2010 07:11:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Damlalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hayatiinanc.com/?p=429</guid>
		<description><![CDATA[FENNÎ’NİN MÜSEBBÂ’ININ DÖRDÜNCÜ VE BEŞİNCİ KIT’ASININ ÎZÂHI:
Gözetmekte rızâ-yı Hakk’ı çeşmin hurdebîn olsun
[Hurde-bîn, mikroskop demek; küçük şeyleri de gösteren gibi yani… Çeşm ise göz demek bilindiği gibi. Hakkın rızasını gözetme işinde küçük ayrıntıları da dikkatten uzak tutma! Bu küçük bir sevap falan deme; ahiret yolcususun, sevabın azında çoğuna da ihtiyacın var. Yarın pişman olmamak için iyiliğin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>FENNÎ’NİN MÜSEBBÂ’ININ DÖRDÜNCÜ VE BEŞİNCİ KIT’ASININ ÎZÂHI:</strong></p>
<p><strong>Gözetmekte rızâ-yı Hakk’ı çeşmin hurdebîn olsun</strong></p>
<p>[Hurde-bîn, mikroskop demek; küçük şeyleri de gösteren gibi yani… Çeşm ise göz demek bilindiği gibi. Hakkın rızasını gözetme işinde küçük ayrıntıları da dikkatten uzak tutma! Bu küçük bir sevap falan deme; ahiret yolcususun, sevabın azında çoğuna da ihtiyacın var. Yarın pişman olmamak için iyiliğin büyüğüne olduğu gibi küçüğüne de dikkat et; kazancını çoğatmaya bak. Malûm ya ömrün kazası yok. Cennetlikler de pişman olur o günde; daha fazlasını niye kazanmadım diye…]</p>
<p><strong>Ehemm-i kâr u bârın hidmet-i dîn-i mübîn olsun</strong></p>
<p>[En çok önem vereceğin işin, faaliyetin din hizmeti olsun. Bir kimseye para versen, bir iyiliktir, ihtiyacını görür, sevap kazanırsın. Karnını doyursan da öyle; iş sağlasan da, evlendirsen de ve saire… bütün bunlar iyidir, güzeldir, sana sevap kazandırır, tamam da, eğer onun dinine hizmetin olursa; onun doğru yolda olmasını sağlarsan, imanını kurtarmasına hizmert edersen meselâ, sonsuz felâketten kurtulup sonsuz saadete kavuşmasına sebep olmuş olursun ki, bundan âlâ iş mi olur? Hepsi önemli ama, bu en önemli. İşte ehemm ve mühim kelimeleri kullanımımızda olursa, önemli, daha önemli ve en önemli kavramlarını idrak etmemiz de kolayca mümkün hale gelir. Lisan meselesi bundan dolayı mühim değil, ehemm cümlesinden işte!<span id="more-429"></span><br />
İrfan ehli tasavvufu şöylece tarif etmiş: “Ehemmi mühimme tercih”. Şimdi bunu iyice anlayabilmek için kelimelerin gücüne ihtiyacımız ortada değil mi?]</p>
<p><strong>Ta’ârruz etme bir şahsa cesûr olsun cebîn olsun</strong></p>
<p>[ne güzel söylemiş şair ve ne güzel nükte yapmış. Gözüne kestiremediğin ve “ilişmeyelim şimdi, başımıza belâ olur” diyeceğin bir kabadayıya belki saldırmazsın, hatırlatmaya gerek yok ta; sen sen ol, korkak olan, zayıf olan, vurunca yatıracağını düşündüğün kimseye de saldırma.]</p>
<p><strong>Sitem lâyık mıdır nâsa husûsâ mü’minîn olsun<br />
</strong><br />
[İnsanları üzmek yerinde bir davranış mıdır? Hele mümin ise.]</p>
<p><strong>‘Umûmen halk-ı ‘alem şerr ü mekrinden emîn olsun<br />
</strong><br />
[Sözün aslı şu; iyi ve kötü herkes senin zararından, hile yapmandan falan korkmasın. Senden kötülük beklemesin kimse. İyi insan şöyledir ki, yapanı bilinmeyen bir iyilik söz konusu olduğunda derler ki “bunu filân kimse yapmıştır, ona yakışır böyle bir iyilik”. Kötü kimse de odur ki, yapmadığı kötülüğü bile ondan bilirler.]</p>
<p><strong>Yakışmaz bir sıfattır dil-şikenlik tab’-ı merdâne</p>
<p></strong>[Mert insanların tabiatına hiç yakışmayan bir sıfattır gönül kırıcı olmak. Mert adam gerektiğinde sert olur. Kadife eldiven içinde demir yumruk gibi yani. Yoksa, katıra cilve et demişler, çifte atmış.]</p>
<p><strong>Bu gülşende gül ol hâr olma çeşm-i andelîbâne<br />
</strong><br />
[Gül bahçesinde gül, bülbül ve diken vardır malûm; sen bülbülün gözüne batan diken gibi olma da, onu hayrân eden gül gibi ol. İyi insan aranan insandır, özlenen insandır. Derler ki “Ah! Nerede? Görsek, sohbet etsek de içimiz açılsa, kasvetimiz dağılsa…”]</p>
<p><strong>Geçinmekse merâmın istirâhatle hakîmâne</p>
<p></strong>[Eğer bu dünyada arzun iç rahalığı ve huzur ile geçinip gitmekse, arkanda güzel bir isim bırakmaksa…]</p>
<p><strong>Elinden geldiği müddetçe sa’y et bezl-i ihsâne<br />
</strong><br />
[Elinden geldiğince ve saymadan iyilik yap; serveti biriktirme kaygısında olma! Ne olacak biriktiğinde? Mirasçılar kavga edecek, seni de hayırla anan olmayacak; değil mi? Akıllı ol akıllı! Duacılarını arttır.]</p>
<p><strong>Sezâ ancak budur her sâlik-i şeh-râh-ı ‘irfâne<br />
</strong><br />
[Ana yolun yolcusuna yaraşan ancak bu davranış biçimidir.]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/%e2%80%a6sevgili-okuyucularim-devam-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8230;Sevgili Okuyucularım Devam 2</title>
		<link>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/sevgili-okuyucularim-devam-2/</link>
		<comments>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/sevgili-okuyucularim-devam-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Apr 2010 08:25:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Damlalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hayatiinanc.com/?p=422</guid>
		<description><![CDATA[FENNÎ’NİN MÜSEBBÂ’ININ ÜÇÜNCÜ KIT’ASININ ÎZÂHI:
Şu meydâna niçindir bu geliş ettinse ger tahkîk
[Bu dünyaya gelişinin sebebini merak etmişsindir herhalde, etmelisin; insanın taştan, hayvandan farkı bu değil mi?]
Bütün ef’âlini eyle Kitâba sünnete tatbîk
[Allah insanı kendine kulluk etmesi için yarattı, bildiğin gibi…]
Gönül yıkma gönül yap cins ü mezhep etmeyip tefrîk
[Kimsenin gönlünü yıkma; bilakis gönül yapıcı ol. Hem de insanlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>FENNÎ’NİN MÜSEBBÂ’ININ ÜÇÜNCÜ KIT’ASININ ÎZÂHI:</strong></p>
<p><strong>Şu meydâna niçindir bu geliş ettinse ger tahkîk</strong></p>
<p>[Bu dünyaya gelişinin sebebini merak etmişsindir herhalde, etmelisin; insanın taştan, hayvandan farkı bu değil mi?]</p>
<p><strong>Bütün ef’âlini eyle Kitâba sünnete tatbîk</strong></p>
<p>[Allah insanı kendine kulluk etmesi için yarattı, bildiğin gibi…]<span id="more-422"></span></p>
<p><strong>Gönül yıkma gönül yap cins ü mezhep etmeyip tefrîk</strong></p>
<p>[Kimsenin gönlünü yıkma; bilakis gönül yapıcı ol. Hem de insanlar arasında ayrım gözetmeden…</p>
<p>Hani demedi mi Yunus Emre: (Ben gelmedim da`vi için / Benim işim sevi için / Dostun evi gönüllerdir / Gönüller yapmaya geldim)]</p>
<p><strong>Eder bu hak sözü yerde beşer gökte melek tasdîk</strong></p>
<p>[Söyleyeceğim sözü melek de doğru bulur, insan da; dikkat et:]</p>
<p><strong>Mezâlim âdemiyyetle değildir kâbil-i telfîk</strong></p>
<p>[Zulüm, insanlıkla bir araya getirilemeyecek bir yüz karasıdır.]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/sevgili-okuyucularim-devam-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8230;Sevgili Okuyucularım Devam</title>
		<link>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/sevgili-okuyucularim-devam/</link>
		<comments>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/sevgili-okuyucularim-devam/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Apr 2010 07:45:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Damlalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hayatiinanc.com/?p=418</guid>
		<description><![CDATA[FENNÎ’NİN MÜSEBBÂ’ININ İKİNCİ KIT’ASININ ÎZÂHI:
Meserret-bahş olur gerçi ‘âdüvden ahz-ı sâr etmek
[Sana kötülük yapan düşmanından intikam almak, içini rahatlatır; bu doğru…]
Fakat îcâb eder birçok mezâhim ihtiyâr etmek
[Fakat yerinde olan davranış bu değildir. Sıkıntılara tahammül gösterme yolunu seçmelisin. Evliyânın vasıflarından biri ‘hamul’ imiş; insanlardan gelen sıkıntılara dayanmak yani…]
Benim re’yimce hattâ nâ-becâdır inkisâr etmek
[Geç tahammül etmekten; kırıklık göstermen, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>FENNÎ’NİN MÜSEBBÂ’ININ İKİNCİ KIT’ASININ ÎZÂHI:</strong></p>
<p><strong>Meserret-bahş olur gerçi ‘âdüvden ahz-ı sâr etmek</strong><br />
[Sana kötülük yapan düşmanından intikam almak, içini rahatlatır; bu doğru…]</p>
<p><strong>Fakat îcâb eder birçok mezâhim ihtiyâr etmek</strong><br />
[Fakat yerinde olan davranış bu değildir. Sıkıntılara tahammül gösterme yolunu seçmelisin. Evliyânın vasıflarından biri ‘hamul’ imiş; insanlardan gelen sıkıntılara dayanmak yani…]</p>
<p><strong>Benim re’yimce hattâ nâ-becâdır inkisâr etmek</strong></p>
<p>[Geç tahammül etmekten; kırıklık göstermen, yüzünü ekşitmen bile yersizdir…]<span id="more-418"></span></p>
<p><strong>Fazîlettir onu ‘afv-ı keremle şerm-sâr etmek</strong></p>
<p>[Sana kötülük yapana iyilikle, yumuşaklıkla karşılık verip utandırman ne büyük erdemdir…]</p>
<p>[Bu noktada hatırlamalıdır; harp ettiği hasmını mağlup edip tam kılıcını kaldırdığı anda, yerdeki Hazreti Alinin yüzüne tükürünce, O, Allahın arslanı kılıcını indirivermişti. Adamcağız da şaşkınlık ve sevinçle sebebini sorunca şu cevabı almış ve insafa gelerek Müslüman olmuştu: “Bana hakaretinden sonra seni öldürüp katil olmaklığımdan korktum.”]</p>
<p>Şu da hatırlanmalıdır: Malazgirt Meydan Muharebesinin galibi Alp Aslan, mağlup ordunun başındaki Romen Diyojen’i affedip memleketine salimen ulaşmasını temin etmişti. Halbuki kendisine “sen beni esir alsan ne yapardın” sualine “kafes içinde memleket memleket teşhir eder, sonra bedenini köpeklere parçalatırdım” cevabını almıştı.</p>
<p>Not: Gel gör ki Diyojen, kendisini affeden Alp Aslan’ a reva gördüğü muameleye kendi adamları eliyle maruz kalmış. İbret işte</p>
<p><strong>Cinâyettir dil-i ebnâ-yı cinsi dâğ-dâr etmek</strong></p>
<p>[Kim olursa olsun, insanı incitmek büyük suçtur. İnsana muamele insanca olmalı; dini, milleti farklı olsa da, hasmın olsa da… Zalime dahî zulmetme!]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/sevgili-okuyucularim-devam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgili Okuyucularım;</title>
		<link>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/sevgili-okuyucularim/</link>
		<comments>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/sevgili-okuyucularim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Mar 2010 07:52:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Damlalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hayatiinanc.com/?p=415</guid>
		<description><![CDATA[Hayli zamandır sizlerin “sitede neden yeni yazı yok?” şeklinde haklı sitemlerinizi almaktayım. Bir türlü düzene koyamamıştım. Bir de Fennî’nin şiirini çok beğendiniz. Artık vazife oldu. Şimdi şiirin tamamını aşağıda sunuyorum. İlk kıt’asının da günümüz Türkçesiyle izahını…
Zaman içinde inşallah tamamının izahını da paylaşırız.
1. Mihenden kaçma ger mahsûd-ı ihvân olmak istersen
Yetiş imdâd-ı mazlûmâna arslan olmak istersen
Yapış bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayli zamandır sizlerin “sitede neden yeni yazı yok?” şeklinde haklı sitemlerinizi almaktayım. Bir türlü düzene koyamamıştım. Bir de Fennî’nin şiirini çok beğendiniz. Artık vazife oldu. Şimdi şiirin tamamını aşağıda sunuyorum. İlk kıt’asının da günümüz Türkçesiyle izahını…</p>
<p>Zaman içinde inşallah tamamının izahını da paylaşırız.</p>
<p><strong>1.</strong> Mihenden kaçma ger mahsûd-ı ihvân olmak istersen<br />
Yetiş imdâd-ı mazlûmâna arslan olmak istersen<br />
Yapış bir kâmilin destinden insan olmak istersen<br />
Nebiyy-i Efhamı medh eyle Hassân olmak istersen<br />
Rızâ bâbında bekle rahme şâyân olmak istersen<br />
Sakın bir dîdeyi ağlatma handân olmak istersen<br />
Dokunma hâtır-ı mûra Süleymân olmak istersen<span id="more-415"></span></p>
<p><strong>2.</strong> Meserret-bahş olur gerçi ‘âdüvden ahz-ı sâr etmek<br />
Fakat îcâb eder birçok mezâhim ihtiyâr etmek<br />
Benim re’yimce hattâ nâ-becâdır inkisâr etmek<br />
Fazîlettir onu ‘afv-ı keremle şerm-sâr etmek<br />
Cinâyettir dil-i ebnâ-yı cinsi dâğ-dâr etmek<br />
Sakın bir dîdeyi ağlatma handân olmak istersen<br />
Dokunma hâtır-ı mûra Süleymân olmak istersen</p>
<p><strong>3.</strong> Şu meydâna niçindir bu geliş ettinse ger tahkîk<br />
Bütün ef’âlini eyle Kitâba sünnete tatbîk<br />
Gönül yıkma gönül yap cins ü mezhep etmeyip tefrîk<br />
Eder bu hak sözü yerde beşer gökte melek tasdîk<br />
Mezâlim âdemiyyetle değildir kâbil-i telfîk<br />
Sakın bir dîdeyi ağlatma handân olmak istersen<br />
Dokunma hâtır-ı mûra Süleymân olmak istersen</p>
<p><strong>4.</strong> Gözetmekte rızâ-yı Hakk’ı çeşmin hurdebîn olsun<br />
Ehemm-i kâr u bârın hidmet-i dîn-i mübîn olsun<br />
Ta’ârruz etme bir şahsa cesûr olsun cebîn olsun<br />
Sitem lâyık mıdır nâsa husûsâ mü’minîn olsun<br />
‘Umûmen halk-ı ‘alem şerr ü mekrinden emîn olsun<br />
Sakın bir dîdeyi ağlatma handân olmak istersen<br />
Dokunma hâtır-ı mûra Süleymân olmak istersen</p>
<p><strong>5.</strong> Yakışmaz bir sıfattır dil-şikenlik tab’-ı merdâne<br />
Bu gülşende gül ol hâr olma çeşm-i andelîbâne<br />
Geçinmekse merâmın istirâhatle hakîmâne<br />
Elinden geldiği müddetçe sa’y et bezl-i ihsâne<br />
Sezâ ancak budur her sâlik-i şeh-râh-ı ‘irfâne<br />
Sakın bir dîdeyi ağlatma handân olmak istersen<br />
Dokunma hâtır-ı mûra Süleymân olmak istersen</p>
<p><strong>6.</strong> Ne lâzım hasmı ta’kîb eylemek ta’dîl-i efkâr et<br />
Gelirse nefse hiddet kibriyâ-yı Hakk’ı tezkâr et<br />
Edip mahv-ı enâniyyet ‘ubûdiyyette ısrâr et<br />
Leyâlîde le’âlî-i şirişki durma îsâr et<br />
Garaz kâşânesin yık hıtta-i ‘irfânı i’mâr et<br />
Sakın bir dîdeyi ağlatma handân olmak istersen<br />
Dokunma hâtır-ı mûra Süleymân olmak istersen</p>
<p><strong>7.</strong> Tuz ekmek hakkını hıfz eylemekte i’tinâ göster<br />
Hudâ’dan gayre ‘arz-ı ihtiyâç etme gınâ göster<br />
Şikâyet etme Hak’tan halka her hâle rızâ göster<br />
Tama’dan kıl ferâgat ehl-i îsâr ol sehâ göster<br />
Düşen bî-keslere rahm et tarîk-i i’tilâ göster<br />
Sakın bir dîdeyi ağlatma handân olmak istersen<br />
Dokunma hâtır-ı mûra Süleymân olmak istersen</p>
<p><strong>8.</strong> Tesâdüf eyledikçe bir fakîr ebnâ-yı âdemde<br />
Edip taltîfîne himmet bırakma berzah-ı gamda<br />
Ne buldun saklamakla surre-i dînâr u dirhemde<br />
Gerek sahn-ı kenîsâda gerek Beyt-i mükerremde<br />
Hüner bir kalb-i mahzûnu sevindirmektir ‘âlemde<br />
Sakın bir dîdeyi ağlatma handân olmak istersen<br />
Dokunma hâtır-ı mûra Süleyman olmak istersen</p>
<p><strong>9.</strong> Fesâd ü mekri çoktur çerh ile ahz ü ‘atâdan geç<br />
Haşv ü hâşâk ile doldurma kalbi mâsivâdan geç<br />
Girip ihlâsla meyhâne-i ‘aşka riyâdan geç<br />
Eğer pîrân ile ünsiyyet istersen hatâdan geç<br />
Garaz hammâlı olma kîni terk et mâ-mezâdan geç<br />
Sakın bir dîdeyi ağlatma handân olmak istersen<br />
Dokunma hâtır-ı mûra Süleymân olmak istersen</p>
<p><strong>10.</strong> Edersen bir iyilik intîzâr eyle mükâfâta<br />
Yaparsan bir fenâlık hâzır ol ‘ayn-ı mücâzâta<br />
Lihâzâ müstâkîm ol inhimâk etme huzûzâta<br />
Eğer kîsende pâren var ise sarf eyle hayrâta<br />
Şu nushi dinlemezsen dûş olursun çok beliyyâta<br />
Sakın bir dîdeyi ağlatma handân olmak istersen<br />
Dokunma hâtır-ı mûra Süleymân olmak istersen</p>
<p><strong>11.</strong> Ekâbir meclisinden çıkma FENNÎ mahrem-i râz ol<br />
Kanâat göster aza devlet-i fakr ile mümtâz ol<br />
Te’âlî kıl şikâr-ı himmeti kapmakta şahbâz ol<br />
Târîk -i dil-nüvâzîde alıklık yapma kurnaz ol<br />
Nüfûzun nisbetinde derd-mendâna devâ-sâz ol<br />
Sakın bir dîdeyi ağlatma handân olmak istersen<br />
Dokunma hâtır-ı mûra Süleymân olmak istersen</p>
<p><strong>Mihenden kaçma ger mahsûd-ı ihvân olmak istersen<br />
</strong>[Dostlarının imreneceği örnek bir insan olmak için sıkıntılardan kaçmamalısın. Rahat döşekte olmaz o iş. Şairin dediği gibi:<br />
Kâmilin taş yasdınıp toprak döşenmekdir işi<br />
Bâliş-i râhatda dâim câhil ü nâdân yatur - Rahmî<br />
(Olgun insanlar taşı tastık, toprağı döşek ettiler; rahat yatakta olmaya bilgisiz ve değersiz kişiler özenir.)]</p>
<p><strong>Yetiş imdâd-ı mazlûmâna arslan olmak istersen</strong><br />
[Sana ‘arslan gibidir’ denilmesi için zulme uğrayanların yardımına yetişmelisin.]</p>
<p><strong>Yapış bir kâmilin destinden insan olmak istersen</strong><br />
[Olgun bir kimsenin eteğine yapışmadan iyi insan olamazsın. Kendi başına kalan nefsinin esiri olur; hayvandan aşağı olur da farkına varmaz.]</p>
<p><strong>Nebiyy-i Efhamı medh eyle Hassân olmak istersen</strong><br />
[Meşhur şair Hassan bin Sâbit, Hazreti Peygamberi (aleyhisselâm) medh eden şiirleriyle o mertebeyi kazandı. Malûm O’nu övmek bizâtihî ibadettir, fazilettir. O’nu öven ancak kendisi yücelir ve esasen O’nu övmeye güç yetirebilecek kimse yoktur.]</p>
<p><strong>Rızâ bâbında bekle rahme şâyân olmak istersen</strong><br />
[Rıza kapsında bekle ki; merhamete kavuşabilesin. Sen razı olmazsan senden kim razı olur?]</p>
<p><strong>Sakın bir dîdeyi ağlatma handân olmak istersen</strong><br />
[Kimseyi ağlatma ki gülebilesin. Başkalarının felâketi üzerine saadet bina edemezsin. “Acımayana acınmaz” duymadın mı?]</p>
<p><strong>Dokunma hâtır-ı mûra Süleymân olmak istersen</strong><br />
[Karıncayı incitmezsen ancak, Hazreti Süleymana benzeyebilirsin.]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/sevgili-okuyucularim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dost-Düşman</title>
		<link>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/dost-dusman/</link>
		<comments>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/dost-dusman/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 11:23:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Damlalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hayatiinanc.com/?p=312</guid>
		<description><![CDATA[“Bu yol uzundur, menzili çoktur
Geçidi yoktur, derin sular var”
Buyuruyor Hazreti Yunus Emre. Aşk yolunu anlatıyor tabii. İnsanın kendisini aşmak için çıktığı yolu… sonunda veli (=dost) olunan yolu…
Bu yolda en büyük engel ‘sen’ sin diyor. En büyük engel nefis yani… BEN…
Aşabilene ne mutlu.
Yenişehirli Avni Bey (vefatı 1884) bakın nasıl ifadelendiriyor aynı meseleyi:
“Helâk etmez bir iki darb-ı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Bu yol uzundur, menzili çoktur<br />
Geçidi yoktur, derin sular var”</strong></p>
<p>Buyuruyor Hazreti Yunus Emre. Aşk yolunu anlatıyor tabii. İnsanın kendisini aşmak için çıktığı yolu… sonunda veli (=dost) olunan yolu…</p>
<p>Bu yolda en büyük engel ‘sen’ sin diyor. En büyük engel nefis yani… BEN…</p>
<p>Aşabilene ne mutlu.</p>
<p>Yenişehirli Avni Bey (vefatı 1884) bakın nasıl ifadelendiriyor aynı meseleyi:</p>
<p><strong>“Helâk etmez bir iki darb-ı zikr emmâre-i nefsi<br />
O bir tünd ejdehâdır kim nice cellâddan kalmış”</strong></p>
<p>Şunu diyor yani:<span id="more-312"></span></p>
<p>Düşmanın (nefis) şerrinden kurtulmak için dostu anmak lâzım elbette. Ancak o öyle katı, inatçı ve zor bir düşmandır ki; bir-iki darbe ile terbiye edemezsin; ısrar, sebat, gayret lazım. Çok cellattan kurtulmuş korkunç bir ejderhadır o; aman gafil olma!</p>
<p>Kültür kodlarımıza o kadar muhtacız ki…</p>
<p>Şöyle devam etmiş Avni Bey:</p>
<p><strong>“Değildir Avniyâ şâyeste hiç merdân-ı istiğnâ<br />
Arûs-ı devlet-i dünyâ nice dâmâddan kalmış”</strong></p>
<p>Yani:</p>
<p>Kendini çok süsleyip seni aldatmaya kararlı şu ‘dünya’ adlı gelin var ya ey mert kişi; aldanmamalısın; görünüşüne bakma nice damattan arta kalmış bir köhnedir o ve delikanlıya lâyık değildir.</p>
<p>Buna irfan deniyor işte: “kendini tanıyan Rabbini, dünyayı tanıyan ukbâyı tanır.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/dost-dusman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hakîmâne</title>
		<link>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/hakimane/</link>
		<comments>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/hakimane/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Apr 2008 13:05:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayatiinanc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Damlalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hayatiinanc.com/damlalar/hakimane/</guid>
		<description><![CDATA[Söz boşa gidince üzülüyor insan bazen.
Bir hâkim (yargıç deniyor şimdilerde biliyorsunuz) ile sohbet ediyorduk. Güzel ve hikmetli bir hâdise anlattı, kendi başından geçen:
Bir tarlanın mülkiyeti dava konusu imiş. Bermûtad mahallinde keşif yapılıyor. Dava konusu arazinin öteden beri sahiplik durumu, sınırları ve saire belirlenecek; tabii bu meyanda şahitler de dinlenecek. Bakıyor hakim bey, taraflardan birinin dinletmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Söz boşa gidince üzülüyor insan bazen.</p>
<p>Bir hâkim (yargıç deniyor şimdilerde biliyorsunuz) ile sohbet ediyorduk. Güzel ve hikmetli bir hâdise anlattı, kendi başından geçen:</p>
<p>Bir tarlanın mülkiyeti dava konusu imiş. Bermûtad mahallinde keşif yapılıyor. Dava konusu arazinin öteden beri sahiplik durumu, sınırları ve saire belirlenecek; tabii bu meyanda şahitler de dinlenecek. Bakıyor hakim bey, taraflardan birinin dinletmek üzere hazır ettiği yaşlı bir şahit biraz huzursuz. Yani hatır için gerçeğe aykırı beyanda bulunması için hazır edilmiş, ama bu durumdan fevkalâde hoşnutsuz, kıvranıyor. Tabii her güngörmüş insan gibi hakim bey de, kendisinden bekleneceği durumu anlıyor. Hakim bey duruma hakim yani.</p>
<p>Bu arada keşif mahalline yakın bir karayolunda seyreden kamyon hemen ileride, keşif heyetinin rahatlıkla görebildikleri şekilde ani bir kaza ile devriliyor ve birkaç kişi vefat ediyor. Hakim bey mevzuubahis tanığa hitaben diyor ki: “Bak amca! Dünyanın hükmü işte bu kadar. Bir anda göçebiliyor insan, şu veya bu sebeple. Hesap var hesap! Ona göre!”</p>
<p>Tabii yerinde söylenmiş söz yerini buluyor ve adaletin bir sapmaya uğraması önleniyor.</p>
<p>Bu noktada şöyle söyledim: “Yalnız hâkimâne değil, ilâveten hakîmâne davranmışsınız hakim bey…”</p>
<p>(Lütfen uzatma işaretlerine dikkat! Hayâtî önem taşıyorlar çünkü.”</p>
<p>“Artık ne ise” dedi hakim bey ve; hâkim ile hakîm kelimelerinin tazammun ettiği manâ gözden kaçmıştı; fark etmekle de benim keyfim kaçtı.</p>
<p>Hekîm, hâkim ve hakîm kelimelerinin ayrı ayrı ne anlama geldiklerini fark etmeli değil mi?<span id="more-131"></span></p>
<p>Hakîmâne (yani hikmetli şekilde) beytlerin başlıca ustaları; Nâbî, Hâzık Mehmed, Hersekli Ârif Hikmet, Çelebizâde Âsım, Koca Râgıp Paşa, Ziya Paşa’ dır klasik şiirimizde. Bunlardan Hersekli ve Çelebizâde’ den bugün bana akîde şekeri lezzeti veren birkaç beyti dikkatlerinize sunacağım.</p>
<p><strong><em>Bilenler âlem-i kevn ü fesâdın neydiğin Hikmet<br />
Ne fikr-i câh ü ikbâle ne kayd-ı nâme düş</em>müşdür</strong></p>
<p><strong>Kevn :</strong> Olma<br />
<strong>Kevn ü fesâd : </strong>Olma ve bozulma (dünya)<br />
<strong>Câh : </strong>Rütbe, derece, yüksek mevki<br />
<strong>İkbâl :</strong> Talih düzgünlüğü (tersi, idbâr)</p>
<p>[Dünyanın mahiyetini iyi anlayanlar makam-mevki ve şöhret kaygısından uzak kalırlar.]</p>
<p><em><strong>Bilenler âlem-i kevn ü fesâdın selb ü îcâbın<br />
Zevâl-i devlet-i dünyâ ile endûh-gîn olmaz</strong></em></p>
<p><strong>Selb :</strong> Zorla, alma; kaldırma; giderme<br />
<strong>Zevâl : </strong>Sona erme<br />
<strong>Endûh-gîn :</strong> Gamlı, üzüntülü</p>
<p>[Dünyayı iyi anlayanlar, onu kaybetmekle üzülmezler.]</p>
<p><em><strong>Kemâl-i câha mağrûr olmasın, erbâb-ı ikbâlin<br />
Dem-i idbâr olur kim aybını izhâr eder dünyâ</strong></em></p>
<p>[Yüksek mevki elde edinenler sakın gurura kapılmasınlar ki; kaçınılmaz olan çöküş vakti geldiğinde, dünya onun kusurlarını açık eder.]</p>
<p>Bu beytler Hersekli Ârif Hikmet’ e ait idi.</p>
<p>Şimdi de Çelebizâde Âsım’ dan bir örnek verelim:</p>
<p><em><strong>Meh-i nev’ bedr olur ammâ kelef gitmez izârından<br />
Olur bir vechile aybı nümâyân ehl-i noksânın</strong></em></p>
<p><strong>Meh-i nev’ :</strong> Yeni ay, hilâl<br />
<strong>Bedr : </strong>Dolunay<br />
<strong>Kelef :</strong> Yüzdeki benek benek lekeler<br />
<strong>Nümâyân :</strong> Görünen</p>
<p>[Yeni ay, dolunaya döndüğünde yüzündeki izler kaybolmadığı gibi; yüksek mevki ihrâz etse de, eksiklinin eksiği bir şekilde kendini gösterir.]</p>
<p>Hani; “sarımsağı gelin etmişler, altı ayda kokusu çıkmış” der gibi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/hakimane/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Giden Gelmez, Gelen Gider</title>
		<link>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/giden-gelmez-gelen-gider/</link>
		<comments>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/giden-gelmez-gelen-gider/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Apr 2008 14:01:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayatiinanc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Damlalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hayatiinanc.com/damlalar/giden-gelmez-gelen-gider/</guid>
		<description><![CDATA[Gün geçmiyor ki, bir tanıdığımızın vefat haberini almış olmayalım. Kendimizi bilmeye başladığımız günlerde; yani genç iken dedemiz, derken babamız yaşındakilerin vefat haberleri ile sarsılırdık. Şimdilerde akranımızın vefat haberleri geliyor peşpeşe. Daha dün bir yakın dostumun cenazesinde bulundum; şimdi de bir başka dostumun ani vefat haberi geldi. Bir – iki yaş farkı ile ikisi de akranım.
“Hazret-i [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gün geçmiyor ki, bir tanıdığımızın vefat haberini almış olmayalım. Kendimizi bilmeye başladığımız günlerde; yani genç iken dedemiz, derken babamız yaşındakilerin vefat haberleri ile sarsılırdık. Şimdilerde akranımızın vefat haberleri geliyor peşpeşe. Daha dün bir yakın dostumun cenazesinde bulundum; şimdi de bir başka dostumun ani vefat haberi geldi. Bir – iki yaş farkı ile ikisi de akranım.</p>
<p>“Hazret-i Âdemden beri bütün dedelerinin öldüğünü bilmek, nasihat olarak yetmiyorsa; hangi söz kâr eder ki?”</p>
<p>Taştan katı mı kalpler yoksa?</p>
<p><strong>Ş. Yahyâ’nın</strong> dediği gibi:</p>
<p><em><strong>Sengden dil kem mi yâ seng-i siyâhı lâ’l eder<br />
Âfitâb-ı feyz-bahşâ-yı bülend-ahter mi yok</strong></em></p>
<p>[Kara taşı yakuta çeviren feyzi verecek güneş mi yok; yoksa kalpler taştan da mı sert?]<span id="more-130"></span></p>
<p>Bu dünyada ölüm olduğunu bile bile yaşayabilmek, üzerinde düşünülmeye değer değil mi?</p>
<p>Öyle yaratmış işte Yaratan. Ölümü yaratmış, onu bilmeyi insana takdir etmiş; ama gafleti de yaratmış. Hayat devam ediyor.</p>
<p><strong>Sultan Fatih</strong> devrinin söz sultanlarından <strong>Necâtî Bey’in</strong> bir beytine, <strong>Sultan Süleyman</strong> devri şairlerinden Rahmî’nin yaptığı tahmisi gel de hatırlama:</p>
<p>(İlk üç mısra Rahmî’nin, son ikisi<strong> Necâtî Bey’in</strong>)</p>
<p><em><strong>Ehl-i dünyâ kim cihân zevkın demâdem sandılar<br />
Veh ki bu mâtem-serâyı cây-ı hürrem sandılar<br />
Bî-bekâ iken esâs-ı dehri muhkem sandılar<br />
Bir dem iken devlet-i dünyâyı her dem sandılar<br />
Bu fenâ gülzârının ‘ayşını ‘alem sandılar</strong></em></p>
<p>Günümüz Türkçesiyle tekrar ifade etmek gerekirse; ya da Türkçeden Türkçeye tercüme ile;</p>
<p>[Dünyaya düşkün olan zavallılar, buradaki zevki hep süreceklerini sandılar.<br />
Yazıktır ki; matem evini düğün evi sanıp aldandılar.<br />
Dünya evinin geçici olduğunu bilmeyip, sağlam zannettiler.<br />
Dünyada ele geçecek her lezzeti, bir anlık olduğu halde; sürekli sandılar.<br />
Fenâ; hem kötü demektir malûm hem de geçici. Dünya adlı gül bahçesinin –iki anlamıyla da- fenâ olduğunu bilmeyip; onu bir şey sandılar.]</p>
<p><strong>Neylî </strong>isimli bir başka şâir de şöyle demişti:</p>
<p><strong><em>Anlar ki bu vîrâneyi ma’mûr sanırlar<br />
Mâtem-gedeyi hânikâ-i sûr sanırlar<br />
Etti bu felek nice Süleymânları berbâd<br />
Görüp hâk-i mezellette mûr sanırlar</em></strong></p>
<p>[Dünya ehli olan gafiller; bu yıkıntıyı saray zanneder, ölü evini de düğün evi. Nice sultanları yerle bir ettiğini unuturlar da vefasız dünyanın yerde gördükleri karıncayı öteden beri karınca zanneder, derin düşünemezler. Oysa bugün karınca gördüğün bir zamanlar sultandı.]</p>
<p>Son söz <strong>Osman Nevres’ten</strong>:</p>
<p><strong><em>Nevres selîm ü pâk gelip gitmedir hüner<br />
Yoksa cihâna günde bin âdem gelir gider</em></strong></p>
<p>[Gelip gitmek bir şey mi? Onu herkes yapıyor zaten. Hüner geldiğin gibi temiz gidebilmektir.]</p>
<p><strong>Av. Hayati İnanç</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/giden-gelmez-gelen-gider/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ok &#8211; Yay</title>
		<link>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/ok-yay/</link>
		<comments>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/ok-yay/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Mar 2008 11:46:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayatiinanc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Damlalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hayatiinanc.com/damlalar/ok-yay/</guid>
		<description><![CDATA[“Bu menzil-gehde tîrin çekdiği cevri kemân çekmez”
Tam bir mısra-i berceste. Yani benzersiz mısra. Bursalı Çelebi Âsım’a ait.
İzahata girişmeden önce, bu vesile ile hatırıma gelen Yenişehirli Avni Bey’in bir beytine bakalım:
Bin safsata bir mısra-i bercesteye değmez
İndimde esâtîr-i Felâtun hezeyândır
[Kuru akılla hakîkate ulaşmaya çalışan filozofların sayıklama sözleri andıran safsataları nerede; mensubu bulunduğumuz kültürün kodlarını iyi bilen bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>“Bu menzil-gehde tîrin çekdiği cevri kemân çekmez”</strong></em></p>
<p>Tam bir mısra-i berceste. Yani benzersiz mısra. <strong>Bursalı Çelebi Âsım’a</strong> ait.</p>
<p>İzahata girişmeden önce, bu vesile ile hatırıma gelen<strong> Yenişehirli Avni Bey’in</strong> bir beytine bakalım:</p>
<p><em><strong>Bin safsata bir mısra-i bercesteye değmez<br />
İndimde esâtîr-i Felâtun hezeyândır</strong></em></p>
<p>[Kuru akılla hakîkate ulaşmaya çalışan filozofların sayıklama sözleri andıran safsataları nerede; mensubu bulunduğumuz kültürün kodlarını iyi bilen bir tek şairimizin söylediği bir tek mısra nerede? Bir kamyon dolusu çakıl taşı ile iki parmak arasında tutabildiğiniz elmasın değeri kıyas kabul eder mi?]</p>
<p>Evet! Keçiboynuzunda bir miktar kalori vardır; ama bir çuval keçiboynuzu yiyerek alacağın kaloriyi bir tek kesme şekerden alabiliyorsan, o kadar posayı taşımaya ne hâcet…<span id="more-112"></span></p>
<p><strong>Çelebi Âsım’</strong> dan aldığım mısra bir beytin yarısı. Tamamı şöyle:</p>
<p><strong><em>Cihânda gec-menîşden rast-kîşin renci efzûndur<br />
Bu menzil-gehde tîrin çekdiği cevri kemân çekmez</em></strong></p>
<p><strong>Gec-menîş :</strong> Eğri tabîatlı, kötü huylu<br />
<strong>Rast-kîş :</strong> Dosdoğru giden<br />
<strong>Menzil-geh :</strong> Ok atılan saha, Okmeydanı<br />
<strong>Tîr :</strong> Ok<br />
<strong>Kemân :</strong> Yay<br />
<strong>Renc :</strong> Üzüntü, sıkıntı<br />
<strong>Efzûn :</strong> Çok<br />
<strong>Cevr :</strong> Haksızlık edip incitme</p>
<p>[Kötü yolda gidenlere oranla, dosdoğru olanların çektikleri sıkıntı çok daha fazladır. Doğru ok uzaklara atılmak, hedefe saplanıp yıpranmak gibi zahmetler çekerken, eğri yay bunlardan âzâdedir, elden düşmez.]</p>
<p>Doğrulukla yaşamanın sıkıntılara hazır ve tahammülkâr olmayı gerektirdiğini ihtar eden bu beyt; oyuz sene önce Sahaflar Çarşısında bir dükkânın camında gördüğüm kıt’ayı da hatırlatıyor; tabiî “o eski hâlinden eser kalmamış” Sahaflar’ ın hüznünü de…</p>
<p>Şöyle diyordu dört mısrada ve henüz yirmisine kadem basmamış hukuk talebesi yazar, dikilip ezberlemiştim (Kim demiş, ezbercilik iyi değil diye.):</p>
<p><em><strong>Doğru olsam ok gibi yabana atarlar beni<br />
Eğri olsam yay gibi elde tutarlar beni<br />
Ne doğruyu aç gördüm ne eğriyi tok<br />
Eğri yay elde kalır, menzil alır doğru ok</strong></em></p>
<p>Ok doğru olduğu için yabana atılıyor ve yay eğri olmakla elde tutuluyor. Bu hâl eğri olmayı kârlı gibi gösterse de; ârifâne bakış şunu da görmeli; evet öyle ama; son tahlilde herkes kendisi için takdir edilen rızkı yiyip gitmiyor mu dünyadan? Dünyada aç mezarı mı var? Bak etrafına! Doğruyu aç görmezsin, eğri de yok değildir. Hatta eğri olanın hırsı daha çok olduğundan –karnı olmasa bile- gözü daima aç olarak gelir ve gider. Dosdoğru ol da sen, atan olursa bırak atsın; gittiğin yerde tutan da olur. Hem, yol alan oktur, yay değil. Ayrıca izzetle ve namusla gidersin. Huzurla yatarsın; yatakta da, kabirde de. Nasıl olsa dimdik yürüyenler, gün gelir, dümdüz yatarlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hayatiinanc.com/damlalar/ok-yay/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
