Ali Emîrî’nin Tahmîsi

Sultan 5. Mehmet Reşad’ın ‘Çanakkale Gazeli’ ne yapılan onlarca tahmisden üçü Diyarbakırlı Ali Emîrî Efendi’ye ait olup aşağıda arzolunmuştur.

(Enfel Doğan ve Fatih Tığlı’nın İ. Ü. Ed. Fak. Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi-cilt 33 İst. 2005)

Ali Emîrî’nin Tahmîsi

Ne mülûkâne eserdir bu ne nutk-ı ahsen
Tab‘-ı şâhânesidir masdar-ı ilhâm-ı sühan
Buyurur şevket ile pâdişâh-ı mülk ü vatan
Savlet etmişdi Çanakkal‘aya bahr ü berden
Ehl-i İslâmın iki hasm-ı kavîsi birden

Hasm-ı müstağrak-ı âhen sataşıp ordumuza
Top u tayyâre-i müz‘icle üşüp ordumuza
Cevşen ü seyf ü siperle yanaşıp ordumuza
Lakin imdâd-ı ilâhî yetişip ordumuza
Oldu her bir neferi kal‘a-i pûlâd-beden

Bakınız satvete Osmanlıların rezminde
Söylenir yeryüzünün Hind ile Hârizminde
Okunur nutk-ı mülûkâne cihân bezminde
Asker evlâdlarımın pîşgeh-i azminde
Aczini eyledi idrâk nihâyet düşmen

Düşmenin hâlini ey hâme-i ferruh-reftâr
Sende yok tâb-ı beyân eyleyemezsen ihbâr
Bak ne âlî buyurur pâdişeh vahy-âsâr
Kadr ü haysiyyeti pâmâl olarak etdi firâr
Kalb-i İslâma nüfûz etmeğe gelmiş-iken

Yâ bütün bir yere toplandı künûz-ı dünyâ

Ali Emîrî Efendi Tarafından İkinci Defa Takdîm Kılınan Tahmîs

Yâ zuhûr eyledi gevherleri hôş-bû ma‘den
Yâ yetişdi gül-i hôş-bûsu münevver gülşen
Levh-i ilhâma yazıldı yâ bu şâhâne sühan
Savlet etmişdi Çanakkal‘aya bahr ü berden
Ehl-i İslâmın iki hasm-ı kavîsi birden

Nûrlar katdı bu şâhâne sühan duygumuza
Nüsha-i cân edelim tâ süt emen yavrumuza
Gözümüz çünki vedâ‘ etmiş idi uykumuza
Lâkin imdâd-ı ilâhî yetişip ordumuza
Oldu her bir neferi kal’a-i pûlâd-beden

Nutk-ı şâhâneye bak leşkerinin rezminde
A‘zam-ı tâ‘at olan azm-i zafer cezminde
Okunur hürmet ile pâdişehân bezminde
Asker evlâdlarımın pîşgeh-i azminde
Aczini eyledi idrâk nihâyet düşmen

Zillet-i düşmeni ey hâme-i çâbük-reftâr
Sende yok tâb-ı beyân eylemezsen ihbâr
Bak ne âlî buyurur pâdişeh-i feyz-âsâr
Kadr ü haysiyyeti pâmâl olarak etdi firâr
Kalb-i İslâma nüfûz etmeğe gelmiş-iken

Sıdk ile cândan o sultân-ı adâlet-fermâ
Ediyor hâlıkına arz-ı münâcât ü ricâ
Mazhar-ı hüsn-i kabûl eyleye Rabb-i a‘lâ
Kapanıp secde-i şükrâna Reşâd eyle duâ
Mülk-i İslâmı Hudâ eyleye dâim me’men

Yine tahmîsi Emîrî kulu etdi imlâ
Böyledir âdet-i dîrîn-i sunûf-ı şuarâ
Çünki tahmîs oluyor bâ’is-i tekrâr-ı duâ
Müstedâm eyle[ye] tahtında Cenâb-ı Mevlâ
Hândânî ile mesrûr ola evlâd-ı vatan

Ali Emîrî Efendi: Üçüncü Def‘a Tahmîs-i Gazel-i Pâdişâhî

Nerde Kıbrıs’la Cezâyir, nerede Mısr u ‘Aden
Nerde sâir bu kadar muhterem eczâ-yı vatan
Olmayıp râzı yine düşmen o atşân-ı fiten
Savlet etmişdi Çanakkal‘aya bahr ü berden
Ehl-i İslâmın iki hasm-ı kavîsi birden

Bahrden zırhlı donanma yanaşıp ordumuza
Karadan leşker sudan neşter üşüp ordumuza
Kanlı tayyâre havâdan sataşıp ordumuza
Lâkin imdâd-ı ilâhî yetişip ordumuza
Oldu her bir neferi kal’a-i pûlâd-beden

Geliyor nevbet-i ahyâ-yı hükûmet Hind’e
Müjdeler anda olan zâhid ü şeyh ü rinde
Hasta-i illet-i ye’s oldu adû-yı zinde
Asker evlâdlarımın pîşgeh-i azminde
Aczini eyledi idrâk nihâyet düşmen

Oldu Osmanlılara kanlı kazâlar gülzâr
Geliyor leşkere kurşun sesi ivâne-i hezâr
Böyle saff-derleri gördükde adû-yı gaddâr
Kadr ü haysiyyeti pâmâl olarak etdi firâr
Kalb-i İslâma nüfûz etmeğe gelmiş-iken

Şanlı askerlere yârmend ola avn-i Mevlâ
Dâimâ feth ü zaferle edeler kesb-i safâ
Sulh-ı gâlible ola devlet ü millet ihyâ
Kapanıp secde-i şükrâna Reşâd eyle duâ
Mülk-i İslâmı Hudâ eyleye dâim me’men

Ömr-i sermedle ola taht-ı hilâfetde celîs
Yaza bu şi‘r-i hümâyûn gibi çok nazm-ı selîs
Eyle dâim Emîrî kulu böyle tahmîs
Mülkümüzdür el’an Mısr u Cezâyir Tiflîs
Emr ü fermânına fermân-ber ola Çin ü Hoten