Beytler

    Geldi ni’met, gitti dendân, oldu zâyi’ lezzeti
    Devlet ikbâl etse ammâ nâ-be-nehgâm olmasa

Ne Kalır Elde – 3

Damlalar Yorum Yok »

Önceki iki yazımızda elde ne kaldığını Şeyhülislâm Yahyâ ve Şeyh Gâlib’ den seçtiğimiz beytler ışığında anlamaya çalışmıştık. Bu defa son olarak Keçecizâde İzzet Molla’nın aynı redifli gazelinden seçtiğimiz üç beyte bakarak görmeye çalışalım; ne kalıyormuş elde:

Açılmazmış meğer gül-gonce-i kâmım bu gülşende
Benim hasret-keş-i fasl-ı bahârân olduğum kaldı

Kâm : Mutluluk, arzunun ele geçmesi
-keş : Çeken (çilekeş=çil4e çeken; cefâkeş= cefa çeken; kemankeş= keman yani yay çeken, okçu; esrarkeş=esrar çeken)
Fasl : Mevsim, dönem
Bahârân: Baharlar

[Sonunda anladım ki, arzumun gül goncası açılmazmış; yani arzuma kavuşamazmışım. Fakat heyhât! Bahar mevsimlerinin gelmesini boşuna bekleyip heves beslediğimle kalakaldım.]

Ne hazîn tablo. Kışın zahmetini çekiyorsunuz, bahar gelince açar gülüm diyerek ve öğreniyorsunuz ki baht müsait değil. Yazının tamamını oku »

Ne Kalır Elde – 2

Damlalar 1 Yorum »

Şimdi de Gâlib’in nazîresinden dört beyte bakalım.

Sözü ağyâra imiş hayf ol tûtî-yi can-bahşın
Benim âyîne-veş mebhût ü hayrân olduğum kaldı

Hayf : Yazık ki…
Tûtî : Papağan
Can-bahş : Can bahşeden, can bağışlayan
Âyîne : Ayna –veş : … gibi
Mebhût : Şaşkın

[O can bağışlayan, tatlı sözlü papağanın hitabı başkalarına imiş. Ayna gibi şaşkın ve hayran kalakaldım.]

(Papağana konuşma öğretmek için, önüne bir ayna koyarlar ve aynanın arkasında papağanın görmediği biri bazı sözler söylermiş. Aynadaki görüntüsünün konuştuğunu zanneden papağan işittiklerini tekrar ederek yavaş yavaş konuşmayı öğrenirmiş. Öğrendikçe de, mükâfat olarak şeker verirlermiş.

O yüzden tûtî-yi şeker-bâr (=şeker yiyen papağan) şiirimizde önemli yer tutan bir metafordur. Yazının tamamını oku »

Ne Kalır Elde – 1

Damlalar 2 Yorum »

Divan şiirimizde ‘nazîre’ denilen görkemli bir yol ve usul var ve çok tatlıdır doğrusu. Nazîre, benzer demek bilindiği gibi. Bir şairin yazdığı herhangi bir nazmın (çoğunlukla gazel) benzerini aynı kafiye veya redifle yazmak demek kısaca. Ustaların güzellikte yarışması yani. 

‘Olduğum kaldı’ redifli Şeyhülislâm Yahyâ’nın beş beyitli gazeline, Şeyh Gâlib’in 9 ve Keçecizâde İzzet Molla’nın 10 beyitli nazîrelerinden birkaç beyt seçerek izahına çalışacağım.

Önce Yahyâ’ dan üç beyt:

Gül-i maksûdu el buldu benim zâr olduğum kaldı
Bu hâristân-ı âlemde dil-efgâr olduğum kaldı

Maksûd : Kasd edilen, istenen.
Zâr : Ağlayan
Hâr : Diken. Hâristan : (Sadece) dikenlerin bulunduğu yer.
Dil : Gönül
Efgâr : Yaralı
Dil-efgâr : Gönlü yaralı 

Aşkın üç kahramanı vardır: Âşık, mâşuk, rakip. Gül, bülbül, diken; Cüneyt Arkın, Türkan Şoray, Erol Taş gibi. Rakip, sevgilinin hemen yanında-yakınında bulunur. Alçaktır, kahrolasıdır ama hep kavuşur da, âşık mahrûm kalır. Esasen kanundur; ‘aşkta kavuşmak olmaz’. Yazının tamamını oku »

Etkinlikler – Divan Şiirinden Esintiler

Etkinlikler Yorum Yok »

09 Şubat 2008 Cumartesi saat 14:00 de İLESAM Genel Merkezinde ‘Divan Şiirinden Esintiler’ başlıklı bir konferansım var. Konu hakkında bilgi ve sonrasında haber http://www.ilesam.org.tr/sdetay.asp?id=280&did=3678 den edinilebilir.

Korku ve Ümit – (Damlalar Sesli)

Damlalar-Sesli Yorum Yok »

Korku ve Ümit - (Damlalar Sesli)

Dinlemek için Lütfen Play butonuna basınız…

Yazılar RSS Yorumlar RSS Giriş