Şub 19
Klasik şiirimizin üç önemli şairinin aynı istikâmette manâ taşıyan birkaç beytine temas etmek istiyorum bugün. Biri Nev’î, biri Hâzık Mehmet, diğeri Osman Nevres.
Onaltıncı yüzyılda yaşamış olan Nev’î hoyratça unuttuğumuz değerlerimizden. Oğlu Nev’îzâde Atâyî de çok büyük şairlerimizdendir.
Nev’iyâ lâzım değil olmak filân ibn-i filân
Ma’rifet kesb eyle tâ bir âdem ol âdem gibi
[Filânın veya filânın oğlu olmak hüner değil. Faydalı ilim edin, öğrendiklerine uygun yaşa; bunu da gösterişsiz ve yalnız Allah için yap ki; adam gibi adam olasın.]
Kimin oğlu veya kızı olduğun değil, kim olduğun önemli; kim olduğun da (yani iyi mi yoksa kötü mü olacağın, kiminle olduğuna bağlıdır. Karganın dostu kargadır, bülbülünki bülbül. Kötü insanlarla düşüp kalkarak, iyi insan olmak zor değil, imkânsız.
Sakızadalı Osman Nevres ise bakın nasıl söylemiş: Yazının tamamını oku »
Şub 18
Bizim oralarda adına darı ekmeği (mahalli söyleyişle ‘darekmee’) diye bir şey var. Bizler mısır’a darı deriz. Yani başka türlü söylemek gerekirse mısır ekmeğidir bu; fakat meselâ Karadeniz havalisinde bulunan mısır ekmeği ile hiç mi hiç benzeşmez. Zaten bizde mısır (darı) iki türlüdür. Biri sarı renkli, uzun, hani közlenmişini ya da haşlanmışını büyük şehirlerin parklarında sıkça gördüğümüz tip. Bundan bizde de bulunur az miktarda ama, ekmeğinden bahsettiğim mısır (darı) daha koyu sarı renkte, daha küçük ve şekilsiz bir şeydir. Hasat zamanında, biçilip bir araya getirildikten sonra soyulması başlı başına bir merasim ve eğlence vesilesidir. Yarışmacılar ellerine aldıkları ağaçtan mamul, yaklaşık 20 santim uzunluğundaki bıçağı andırır bir aletle, hızlı soyma yarışına girerler. Hızı artıracak çok mühim bir faktör vardır. Bazı darılar simsiyah, bazıları Kızılderili çehresini andırır desenli olup; siyahlara –yanlış hatırlamıyorsam- 10, öbürlerine 20 ve 50 gibi puanlar verilir. Bir kozalak üzerinde (kozalağa da ‘kemsek’ derler bizim oralarda) tek bir tane bulunması halinde seansı kazanmış olursunuz. Daha çok puan kazanmak için hızlı soymak gerekir. Puanlı darıyı bulanların çığlıkları arasında öyle bir eğlencedir ki, sormayın gitsin. Sabahlara kadar sürdüğü olur.
Anadolu’daki ‘imece’ kültürünü de hatırlatıyor tabiatıyla. Dayanışmayı, birbirini hilâfsız sevmeyi, burnumuzun direğini sızlatarak hatırlatıyor. Yazının tamamını oku »
Şub 16
Karınca ile Süleyman – (Damlalar Sesli)
Dinlemek için Lütfen Play butonuna basınız…
Şub 13
Cihanda Cennet – (Damlalar Sesli)
Dinlemek için Lütfen Play butonuna basınız…
Şub 13
Kanûnî merhûm zamanının şâirlerinden olan Vardar – Yeniceli Hayâlî Bey muhteşem bir şairdir doğrusu. Muhtemelen lâtife olsun diye şair Zâtî için “şiiri görse yenecek bir şey zanneder” demiş ise de O’nun bir âbide değerindeki gazeline yaptığı tahmisten anlaşılıyor ki aslında Zâtî, Hayâlî Bey’in çok takdir ettiği bir ustadır. Zira şair tahmis yapmak için ancak beğendiği şairin manzumesini tercih eder.
Bu arada; tahmis beşleme demektir. Seçilen beytin veya beyitlerin üzerine aynı vezinde ve tabiî aynı ma’nâ ikliminde üç mısra ilâve etmek suretiyle yapılır. Güzellikte aşağıda kalmamalıdır elbette ve o yüzden hayli zor bir iş olduğu anlaşılıyor. İki ustanın san’atını birlikte yansıttığı için de pek bir lezzetlidir doğrusu.
Zâtî merhumdan ve Hayâlî Bey’den birer örnek beyt sunduktan sonra adı geçen tahmise geçelim izninizle. Yazının tamamını oku »
Son Yorumlar