Beytler

    Meydâne geldi na'ş-ı rakîb-i nemîme-sâz
    Kıldım huzûr-ı kalb ile ömrümde bir namâz

    Sâbit

Fevkalâde Seçmeler

1 Yıldız (20 oy, ortalama: 4.75 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Damlalarhayatiinanc3 Yorum »

Dördü de yaklaşık olarak aynı ma’nâyı tazammun eden (ağır bir Türkçe oldu galiba) biri, Nev’î’ye, biri Muhibbî’ye (Kanuni Sultan Süleyman) biri de Bâkî’ ye ait dört beyt üzerinde duralım:

Sultan’dan başlayalım isterseniz;

Mülk-i dünyâ kimseye kalmaz sonu berbâd olur
Ey Muhibbî şöyle farzet kim Süleymân olmuşum

Ma’nâ açık.

Ancak şu dikkat çekiyor; şair Kanuni Sultan Süleyman’dır. Yani adı Süleyman. Böylelikle –Batılıların deyişiyle- Muhteşem Süleyman da olsan (ki olmuş bulunuyorsun) dünya mülkü kalıcı değil ve berbat olmaya mahkûm; bunun idrakinde ol ey Süleyman (Muhibbî).

Öte yandan klasik edebiyatımızda ‘Süleyman da olsan’ tarzında bir ifade, Peygamber olmakla beraber; ins ve cin dahil bütün dünyaya Sultan olan ve hayvanların dilini bilen Hazreti Süleyman’dan mülhemdir.

Hem hevâ üzre seyr eder taht-ı Süleyman dediler
Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde – Ziya Paşa

[Rüzgâra emretmesiyle hareket eden Hazreti Süleyman’ın da tahtının yerinde şimdi yeller esmektedir. Bu dünyada ele gireceklerle gaflete düşmeyesin ey kişi!]

Örneğinde olduğu gibi.

Nev’î ise demiş ki; Devamını Oku… »

Önce Sağlık

1 Yıldız (16 oy, ortalama: 4.88 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
DamlalarhayatiinancYorum Yok »

Yahyâ Bey’in Muhibbî’nin Gazeline Ta’şîr’i
(Gazel-i Muhibbî Ta’şîr-i Yahyâ)

Hasta olmak gûş-mâl-i Hazret-i İzzet gibi
Her kişinin yalımın alçak ider gurbet gibi
Değme bir kimse göre gelmez refâhiyyet gibi
Nâleler gûya derây-ı rıhlet-i râhat gibi
Dâr-ı dünya cây-ı firkat menzil-i mihnet gibi
Devleti bir âlet-i hengâme-i zahmet gibi
Sağlıgın bünyâdı yok âyinede sûret gibi
Matla’ı şâh-ı cihânun maşrık-ı hikmet gibi

Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi

Yandur erbâb-ı gurûru sôfî-i sâfî-sıfat
Râhat olmak ister isen meskenette mesken et
Dîde gibi şevk-ı nûrâniyyeti başa ilet
Evliyânun ayağı altı olur altı cihet
Mâni’-i işgâl-i Hakdır bezm-i ehl-i ma’sıyet
Her libâs-ı gafleti kılma hicâb-ı mağfiret
Târik-i dünyâdadur sırr-ı sürûr-ı âhîret
Gör ne der şâh-ı vilâyet nûr-ı ayn-ı ma’dilet Devamını Oku… »

Birlik Dirliktir

1 Yıldız (17 oy, ortalama: 4.88 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Damlalarhayatiinanc1 Yorum »

Iyân oldukça gonca dem-be-dem yanında hâr artar
Bu gülzârın rakîb-i pür-cefâsı artar eksilmez

Diyarbakırlı Cehdî

Gülün güzelliği belirdikçe hemen yanında dikenler de artar. Hem sayıca artar, hem de sertlik ve sivriliği artar. Bülbülün yaklaşması ne mümkün artık; yaklaşmak istediğinde göğsünü parçalamaya hazırdır o sipsivri dikenler.

Bu gül bahçesinde kötülüğü meslek edinmiş rakip (düşman, kötü) de sürekli artar; eksilmez.

Demezler mi; “yâri güzel olanın gözünü uyku tutmaz”

Böyle bir vatanınız varsa tabiî düşman eksik olmaz. Rakîb-i pür-cefâ artar, eksilmez. Devamını Oku… »

Nazîreye Bakar mısınız?

1 Yıldız (20 oy, ortalama: 4.95 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
DamlalarhayatiinancYorum Yok »

Sunar bir câm-ı memlû bin tehî peymâneden sonra
Döner vefk-i murâd üzre felek ammâ neden sonra
Mezâkî

Sunar bir câm-ı memlû bin tehî peymâneden sonra
Felek ehl-i dili dil-şâd eder ammâ neden sonra
Sâbit

Nazîre, benzer; nazîre yapmak, benzetmek demek. Edebiyatta benzerini yazmak, söylemek.

Yukarıya aldığım ilk beytin sahibi olan Mezâkî 17. yüzyılda yaşamış. Mahlâs olarak seçtiği kelimenin anlamına uygun olarak çok tatlı sözlerin sahibi. Fevkalâde hayran olduğum bir mutasavvıf şair.

Şu beytin sahibine siz ne dersiniz? Devamını Oku… »

Diyarbakırlı Ali Emîrî Efendi

1 Yıldız (16 oy, ortalama: 4.88 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Damlalarhayatiinanc1 Yorum »

Kitap tutkusu dendiğinde öncelikle akla gelmesi gereken isimlerden biridir, Diyarbakırlı Ali Emîrî Efendi. Kaşgarlı Mahmûd’un nâdide eseri Divân-ı Lügat-it Türk’ün yeryüzünden kaybolmamasını, destansı bir gayretle temin eden de O’dur.

Bütün ömrünü harcayarak onbeşbin cilt kadar kitap topladı. Her birini elde etmek için, günümüz ölçülerine göre en azından çılgınlık denecek işler yaptı, varını yoğunu harcamakla kalmadı, gerektiğinde en yakın dostlarıyla, vezir-vüzera ile düşman oldu ve sonra bütün kitaplarını Millet Kütüphanesini kurmak üzere vakfetti. Kütüphane İstanbul / Fatih’tedir.

O’nun beytidir:

Âdetimdir nezd-i cânânımda olmak girye-nâk
Rûz içinde seyr-i kevkeb isterim meşreb bu ya

Rûz : Gün. Gündüz Devamını Oku… »

Sükûnete Dair

1 Yıldız (15 oy, ortalama: 5 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Damlalarhayatiinanc2 Yorum »

Ardı ardına aklıma gelen ve birbirine yakın anlamlar taşıyan birkaç beyti konu etmek istiyorum bu yazıda.

Bî-vücûd olmak gibi yokdur cihânın râhatı
Gör ki sîmürgün ne dâmı var ne de sayyâdı var
Koca Râgıp Paşa

Bî-vücûd : Vücut bugün kullandığımız üzere beden demek olmayıp varlık demektir. Tabiî bî-vücûd da varlığı olmayan, yani yok demek olur.

Sîmürg : Sî, otuz demektir; mürg de kuş. Otuz kuş anlamına gelen bu kelime, masal kuşu olan zümrüd-ü ankâ’nın adıdır. Efsaneye göre otuz kuş büyüklüğündeymiş. Kemikle beslenirmiş. Kaf Dağında yaşarmış. (Bu Kaf Dağı da bilindiği gibi masal dağıdır. Nedense hep bu var olmayan dağın Anadolunun Kuzey-Doğusunda Kafkasya’da biryerlerde olabileceğini vehm etmişimdir. Ama dediğim gibi vehim tabiî.) Devamını Oku… »

Ne Var İçinde?

1 Yıldız (18 oy, ortalama: 4.89 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Damlalarhayatiinanc2 Yorum »

Başlıktaki ‘içinde’ kelimesindeki ‘n’ harfine özel bir dikkatle bakalım. Günümüzde kullandığımız harf düzeninde her ikisini de aynı harfle gösterdiğimiz iki ses –dolayısıyla işaret ettiği mânâ- birbirinden ayırt edilemiyor. Biri bildiğimiz ‘N’ tabii de diğerini anlatmak biraz zor. Eskiler bu ayrımı iki farklı harfle görüyor ve gösteriyordu; ilki ‘nun’ ikincisi ‘sağır kef’. Lisaniyatçılar akademik çalışmalarda, bir transkripsiyon kuralı olarak, işbu sağır kefi, ‘N’ harfi üzerine dalgalı bir ufkî (yatay) çizgi koyarak gösterirler.

Bu sağır kef’in sesini Denizlili olmam hasebiyle (çaktırmadan memleketimin bir faziletine de vurgu yapmış oldum ya) iyi biliyorum. Hemen bütün Egeliler de iyi bilirler. Örnek vereyim:

“Eve gittiğini biliyorum” cümlesinde ikinci kelimedeki ‘n’ harfini eğer bildiğimiz şekliyle telaffuz ettimse, öznenin üçüncü tekil şahıs olduğunu herkes bilir; o gitmiştir eve. Devamını Oku… »

Zengin – Fakir

1 Yıldız (18 oy, ortalama: 4.89 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
DamlalarhayatiinancYorum Yok »

Divan şairlerimizin iki mısraya bir roman özeti sığdıran söz kudretine bakıp hayran olmamak kâbil olmuyor.

Şu veya bu sebeple tenkîde yeltenenlerin, şairin;

Engüşt-i hatâ uzatma öyle
Beş beytine bir nazîre söyle

Engüşt : Parmak
Nazîre : Benzer (Klasik şiirimizde ustaların birbirine nazire söylemeleri çok güzel bir gelenektir. Bu yazıda bir iki misâlini de vermeye çalışacağız.

dediği gibi; Devamını Oku… »

Sadelik Güzelliktir

1 Yıldız (24 oy, ortalama: 4.88 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Damlalarhayatiinanc2 Yorum »

Daha önceki iki yazımızda ileride bu konuda söyleyeceklerim var demiştim. Hani “Gödek İnek” yazımızı bitirirken aslında konuya giremedik filan demiştik. Fazlı Hoca’yı anlattığımız yazının sonunda da “başka bir zaman bir diğer 33’lüden bahsedeceğim” demiştim.

Eşimin dedesi sağdır. Kendisi otuzüçlüdür. Yani Rumi takvime göre 1333, milâdî takvime göre 1917 doğumlu.

Otuz yaşından sonra kendi kendine çalışarak hem İslâm harfleriyle hem de Latin harfleriyle okuma-yazmayı öğrenmiş, bir sürü de kitap okumuştur. Şuuru gayet yerinde, her konuda konuşabileceğiniz bir ihtiyar delikanlı. Göbek falan yok. Tığ gibi. Sağlığı gayet iyi.

Sordum dinç kalabilmesinin sebebini; şöyle açıkladı: “ömrümce üzerime güneş doğmadı (yani daima güneş doğmadan önce uyanmış, sabah namazı vaktinde); bir de hergün öğle üzeri bir saat uykumu ihmal etmem.”

Bunlar doğru tabii de. Devamını Oku… »


Yazılar RSS Yorumlar RSS Giriş