Beytler

    Bî-vücûd olmak gibi yokdur cihânın râhatı
    Gör ki sîmürgün ne dâmı var ne de sayyâdı var

    Koca Râgıp Paşa

Ziyaret

1 Yıldız (24 oy, ortalama: 4.92 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Damlalarhayatiinanc1 Yorum »

Milenyumdan birkaç yıl önce idi. İstanbul / Levent’ te bulunan işyerimizden servisle eve gidiyorduk. Akşam trafiğinde yol biraz uzun sürer, bilenler bilir. Edirnekapı’da kırmızı ışıkta tıkanmış trafikte bekliyorken cep telefonum çaldı. Baktım. Çok sevdiğim değerli bir dostum arıyor. Nerede olduğumu sordu. Durumu bildirirken şöyle bir şey söyledim:

- Edirnekapı kabristanının orada trafikte servis aracının içindeyim.

Bana dedi ki:

- Bak kabristandasın. Bir şeyin de içindesin. Ama o şey lahit değil de minibüs. Şükretmelisin.

- !!!

Doğru değil miydi? Herkesin bir gün mutlaka içinde olacağı kabre henüz konmuş değildim. Hayat devam ediyordu. Yani ümit vardı; öyle ya “çıkmadık candan ümit kesilmez”. Yani iyi insan olmak için henüz fırsat vardı, imkân vardı.

Gerçek dost insana ölümü ve Allah’ı hatırlatandır; dost görünen düşman ise unutturan… Devamını Oku… »

Şâhâne

1 Yıldız (18 oy, ortalama: 4.94 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
DamlalarhayatiinancYorum Yok »

Bu yazımızda sadece edebiyat olsun izninizle. Sırılsıklam hayranı olduğum bir büyük –ama ne büyük- şâirin, Urfalı Yusuf Nâbî’ nin ‘ne söylersin’ redifli gazelinden üç beyt alacağım, sonra da buna nazîre olarak Sultan Birinci Mahmûd’ (Sebkatî) un beş beyitli gazeli üzerinde duracağım.

En çok kullanılan nazım türüdür gazel. İlk beytinde iki mısra birbiri ile kafiyeli, sonraki beytlerin ise son mısraları baş tarafla kafiyeli olur. Genellikle son beyitte şair imzasını atar, mahlâs’ını yazar yani. Mahlâs şairin bazen ismidir. Ama çoklukla böyle olmayıp başka bir kelimeyi seçer mahlâs olarak. Meselâ Sultan Fâtih’in kullandığı mahlâs Avnî, Kanûnî merhûmunki Muhibbî, asıl adı Mehmed olan Şeyh Gâlibinki bazı manzumelerinde Gâlib, bazılarında Es’âd’dır.

Mahlâs’ın kelime anlamıyla mısrada yer almasına da dikkat edilir ki hayrette kalmamak kâbil değil. Meselâ; Bâkî’nin ‘Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş’ beytinde; Bâkî kelimesinde durarak okunursa şairin özüne hitap ettiği, durmadan okunursa umûmî bir hitapla ‘bâkî kalanın yani kalıcı olanın bir hoş sadâ olduğu’ nazara verilmiş olur. Devamını Oku… »

Gödek İnek

1 Yıldız (19 oy, ortalama: 5 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Damlalarhayatiinanc1 Yorum »

Dünyanın bilmem neresinde “Sürdürülebilir Kalkınma” “Sürdürülebilir Dünya Düzeni” falan gibi heybetli isimler altında toplantılar yapılıyor. İnsanoğlunun insan gibi yaşamayı unutmasının, korkutucu sonuçları karşısında gûyâ çareler aranıyor. Küresel ısınma gibi felâketler, çevre falan konuşuluyor.

Konuşulacak tabii. Şairin, “Allah’ın bir pulunu bekleyedursun dokuz kul / Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul” diye ifadelendirdiği vahşi ve egoist kültür dünyanın canına okudu çünkü. Yenişehirli Avni Bey’in şu beyti aklıma gelir nedense hep, bu bahiste:

Bin safsata bir mısra-i bercesteye değmez
İndimde esâtîr-i Felâtun hezeyândır

Aşağı yukarı şu demeye gelir:

“Klasik kültürümüzün ikliminde benzersiz bir mısra ile ortaya konan hayat düsturu, zaman ve mekân algısı; havasından yanına varılamayan ve anlaşılmazlığı ile sözüm ona heybet telkîn eden felsefî doktrinleri tek celsede fersûde bırakır. O şatafatlı filozofik çıkarımlar sayıklama sözlerden ibarettir.” Devamını Oku… »

Hayâller ve Ramazan

1 Yıldız (22 oy, ortalama: 4.77 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Damlalarhayatiinanc2 Yorum »

İnsanı insafsız bir cendere içinde ezip un ufak eden modern dünya, acımasızca canımıza okurken; klasik edebiyatımız pek çok bakımdan, günümüz insanı için imrendirici unsurlarla doludur. Klasik edebiyatımızın zenginliğine de ihtiyacımız o yüzden artmaktadır.

Özellikle hayâl ufkumuzun daralması, bizi mutsuz ve hayatımızı tatsız kılmaktadır.

Bağdatlı Rûhî’ nin;

Künc-i mihnette rakîbâ bizi tenhâ sanma
Yâr ger sende yatursa elemi bende yatur

[Ey rakip! Evet sevgiliye kavuşan sen oldun; sende yatmaktadır o dildâr, hiç lâyık olmadığın hâlde ve ben çilelerle dolu köşemde yalnız bulunmaktayım. Ama sakın sevinme ve övünme; zira, yar sende ise de elemi aha şurada (sînemde) yatmaktadır. Yalnız değilim. Aşk esasen ızdırap çekmek olduğundan, asıl acınacak durumda olan da, yalnız olan da sensin.]

Yahut Râsih’in Devamını Oku… »

Haddini Bilmek

1 Yıldız (16 oy, ortalama: 4.94 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Damlalarhayatiinanc1 Yorum »

Kişinin haddini bilmesi zor. Çok sık hatırlatılmaktadır geleneğimizde.

Benim dedem, babamın babası yani ‘79 da 63 yaş civarında vefat etti. (Diğer dedem sağ; ‘31 li yani doksaniki yaşında. Kendisi için dua istemiştim sayfamızın müdâvimlerinden; ona da kendime de yine isterim.)

Merhum dedem islâm harfleri ile de işbu latin harfleri ile de okuma-yazma bilmezdi. Ancak ilim başka, irfân başka; çok şey bilirdi. Birgün beni karşısına aldı (-ki o zaman 6-7 yaşlarındaydım) ve sordu: “İslâmın şartı kaç?” Sular seller gibi biliyordum tabiî ve “beştir” deyip saydım başarıyla. “Aferin benim oğluma” deyip ekledi; “altıncısı ne?”. İyi biliyordum, altıncısı yoktu. Dirâyetle cevapladım soruyu, dedim ki: “Altı olan imanın şartı, islâmın şartı beş” ve her ikisini de kendinden emin bir edayla saydım. Dedemin şaşırtmacalı soru sorduğunu sanıyordum.

Dedi ki “ben de biliyorum altıncısı yok, altıncısı ne dedim sana!”

Pabuç pahalıydı. “Bilmiyorum” dedim. Şöyle bağladı: Devamını Oku… »

Taşlıcalıdan

1 Yıldız (17 oy, ortalama: 4.88 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
DamlalarhayatiinancYorum Yok »

Ganîdir aşk ile gönlüm ne mülküm ne menâlim var
Ne vasl-ı yâra handânam ne hicrândan melâlim var

Ne sağ olmak murâdımdır ne ölmekten kaçar cânım
Cihânda hasta-i aşk olalı bir hoşça hâlim var

Ben ol hayrân-ı aşkım ki yitirdim akl u idrâki
Ne âlemden haberdâram ne kendimden hayâlim var

Ne meyl-i külbe-i ahzân ne seyr-i sohbet-i yârân
Ne ta’n-ı zâhid-i nâdân ne ceng ü ne cidâlim var

Cihân fânidir ey Yahyâ Hüvel-Hayyü Hüvel-Bâkî
Değişmem atlas-ı çarha benim bir köhne şâlım var

Taşlıcalı Yahyâ (Dukakinzâde)
(Kanûnî Sultan Süleyman zamanında, asker, Arnavut.)

Ganîdir aşk ile gönlüm ne mülküm ne menâlim var
Ne vasl-ı yâra handânam ne hicrândan melâlim var

Ganî : Zengin Devamını Oku… »

Artar Eksilmez

1 Yıldız (16 oy, ortalama: 4.81 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
DamlalarhayatiinancYorum Yok »

Diyarbakırlı Cehdî’ den:

Iyân oldukça gonce dem-be-dem yanında hâr artar
Bu gülzârın rakîb-i pür-cefâsı artar eksilmez

Iyân : Görünen
Dem-be-dem : Zaman geçtikçe, devam üzere
Hâr : Diken
Gülzâr : Gül bahçesi
Pür-cefâ : Hep cefa eden, eziyet veren
Rakîb : Adı üzerinde rakip. Hasım. Klasik şiirimizde (aşkta) üç başrol oyuncusu var; âşık, ma’şuk, rakîb. Gül, bülbül, diken yani. Seven, sevilen ve arada problem olan.

Der ki bir Yozgat türküsünde:

Boğazında hakik var
Ne çok gönlü yıkık var
Şimdiye kavuşurduk
Arada münâfık var

Bu rakîb dediğimiz şeytandır, fitnecidir, hilebazdır, kargadır, kurbağadır, ateştir; hâsılı kötüdür. Ancak vuslat âşık’a değil de rakîbe düşer hep. Gerçi zaten aşkta kavuşmak olmaz ya. Devamını Oku… »

Fıtnat Hanım

1 Yıldız (18 oy, ortalama: 4.78 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
DamlalarhayatiinancYorum Yok »

Şaire Fıtnat Hanım’ dan bahsetmemek haknâşinâslık olur.

Devrinde yaşadığı gerçekten büyük şairlerden Koca Ragıp Paşa ve şair Haşmet ile nükteleri çok bilinen Fıtnat Hanım’ ın babası ve dedesi de hem şeyhülislâm hem şair idiler.

O nüktelerden birini şuraya kaydedelim:

Kurbanlık almak için pazarda bulunduğu bir sırada Haşmet, “Sultanım kurbanınız olayım” yollu takılınca şu cevabı verir:

- Bu sene boynuzsuz keseceğim.

Bir diğeri de şu: Devamını Oku… »

Birkaç İşaret Levhası

1 Yıldız (15 oy, ortalama: 4.93 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
DamlalarhayatiinancYorum Yok »

Düşvarcadır eğerçi reh-i teng-i kanâat
Yokdur hatar u bîmi selâmet var içinde

Nâbî

Düşvâr : Zor
Eğerçi : Gerçi
Reh : Yol
Teng : Dar, sıkıntılı
Hatar : Tehlike
Bîm : Korku

[Kanaat dar yolu birazcık sıkıntılıdır ama tehlike korkudan uzak selâmetli bir yoldur.]

Şu Fârisî beyt gibi:

Be-deryâ der-menâfi’ bî-şomârest
Eger hâhî selâmet der-kenârest

[Evet deniz, türlü zenginliklerin kaynağıdır ve câziptir tabiî ama, eğer selâmet istiyorsan kıyıda ol.] Devamını Oku… »

Etik

1 Yıldız (15 oy, ortalama: 5 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Damlalarhayatiinanc7 Yorum »

Hâmî-i Âmidî (Diyarbakırlı Hâmî) şöyle söyler:

Bana hiç nefs-i emmârem gibi sû’i karîn olmaz
Bu düzd-i hanegînin kimse şerrinden emîn olmaz

[Bana kendi nefsim gibi kötü arkadaş ve azgın düşman bulunmaz. Hırsız içeride olduğu için kilit de kâr etmez.]

Bu beytinde Hâmî, asıl düşmanımızın nefsimiz olduğunu çok güzel ifadelendirmiş.

Zerreden kürreye (atomlardan tâ Arş’a dek) bütün yaratılmışlar Allah’ a itâat halindeyken isyân ve itirâz eden yalnız nefs imiş. Kendi zararını isteyen başka bir mahlûk yok imiş.

Sen çıkarsan aradan / Kalır seni Yaradan

Kültürünün temelinde bu bilinç olan insan nasıl yücelir; öyle değil mi? Kusuru daima kendinde arayan ve bulan; bu sebeple kimsede kusur görmeyen; nefsi ile kavgalı olduğu için kimseyle kavgası olmayan; başkalarınca takdir edilen hallerinde bile samimi olarak kusur gören bir insan modeli. İşte gerçek insan.

Batı’dan ithal bir kavram var, bilirsiniz; etik.

Ahlâk karşılığı olarak kullanılıyor.

Acaba etik ile ahlâk kavramları esasında birbirinin karşılığı mıdır? Fark varsa nedir?

Yaşadığım bir hadiseyi anlatayım izninizle… Devamını Oku… »


Yazılar RSS Yorumlar RSS Giriş