Beytler

    Ben ol hayrân-ı aşkım ki yitirdim akl u idrâki
    Ne âlemden haberdâram ne kendimden hayâlim var

Müheyyâ

1 Yıldız (11 oy, ortalama: 5 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
DamlalarhayatiinancYorum Yok »

Tevekkül ehliyiz hergiz bizim âmâlimiz yokdur
Müheyyâdır bizim’çün devlet isti’câlimiz yokdur

Nef’î
 
Müheyyâ :
Hazır, teşne, eğilimli, râzı
Hergiz : Daima, her durumda
Âmâl : Emeller
İsti’câl : Acelesi olmak
 
[Biz Allah’a tevekkül etmişiz. Hâlimize râzı oluruz. Emeller beslemeyiz. Devlet makamları bizi arzular ve bizim için hazırdır ammâ, biz tenezzül etmeyiz.]
 
Dördüncü Murâd, Osmanlı tarihinin en seçkin sîmâlarından biridir şüphesiz. Son derece zor şartlarda tahta geçip, içeride ve dışarıda amansız düşmanlarla çetin mücadelelere girmiş; Bağdat ve Erivan zaferlerini kazanmış, böylelikle Osmanlı Devletinin yıkılışını iki asır kadar geciktirmiştir. Devamını Oku… »

Soyut

1 Yıldız (11 oy, ortalama: 5 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
DamlalarhayatiinancYorum Yok »

 ’Zekânın -daha doğrusu dehânın- en büyük alâmeti, mücerred (=soyut) düşünme kâbiliyetidir’ derdi rahmetli Ayhan Songar. Bu hükme örnek olarak da rahmetli Necip Fazıl Kısakürek’ in Çile şiirinden;
 
Burnum değdi burnuna yok’un
Kustum öz ağzımdan kafatasımı

 
mısralarını göstermişti.
 
Cidden şaşırtıcı tecerrüd; yok ile burun buruna gelmekten ve kafatasını kusmaktan bahsediyor ki, ancak bu kadar olur.
 
Biz de sayfamızda bu defa birkaç tecrîd örneği üzerinde duralım isterseniz. İlk beyt Hayâlî Bey’den. İsmi gibi hayâl ufkunda mâharetle kanat çırpan büyük şair Hayâlî Bey şöyle söylüyor: Devamını Oku… »

Taşlıcalı Yahya Bey

1 Yıldız (11 oy, ortalama: 5 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
DamlalarhayatiinancYorum Yok »

Kanuni Sultan Süleyman zamanının büyük şairlerinden Taşlıcalı Yahya Bey’ i kısaca anarak, kendisinden birkaç örnek üzerinde duralım. Dukakinzâde diye de anılır ve aslen Arnavuttur. Mümkün olduğunc sade bir Türkçe kullanılması taraftarı olmuştur. Şiirlerinde bu durum görülebilmektedir. Dördüncü Murâd devrinin büyük şairi Yahyâ başkadır. (Şeyhülislâm Yahyâ)
 
Askerdir.
 
Devrinin bir diğer büyük şairi olan Hayâlî Bey’in çok iltifat gördüğünü söyler, kendisi öylesine iltifata mazhar olsa idi âleme parmak ısırtacak daha ne eserlere imza atabileceğini ifade ederdi. Doğrudur, ‘mârifet iltifâta tâbi’dir’. Hayâlî Bey gördüğü iltifâtı gerçekten hak eden muazzam bir şâirdi. Yahyâ Bey de çok büyüktür. Ama takdir böyle tecellî etmiş, elden ne gelir. Beş asırdan fazla zaman geçti üzerinden, ama her ikisi de gördüğünüz gibi web sayfamızda anılıyor.
 
Der ki Taşlıcalı Yahyâ Bey:

Devamını Oku… »

Yaz ve Kış

1 Yıldız (11 oy, ortalama: 5 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
DamlalarhayatiinancYorum Yok »

Müncer olur umûr-i âlem elbet bir nihâyete
Sayfın şitâya meyli bahârın hazânedir

Ziya Paşa

 
Müncer olmak : Bir sonuca ulaşmak
Umûr : İşler
Sayf : Yaz
Şitâ : Kış
Hazân : Güz
 
[Âlemde göregeldiğimiz işler, hadiseler ilk anda zannettiğimiz gibi olmaz, ya da öyle devam etmez. Gide gide bir sonuca ulaşır. Yaz mevsimi kışa, ilkbahar da güz mevsimine meyillidir.]
 
Paşa’nın dört mevsim için verdiği misalin gerçi zıddı da varittir; yani ‘kış yaza meyillidir ve güz bahara’  da demek mümkündür pekâlâ ama; vermek istediği mesaj dünyanın ve lezetlerinin fânî olduğu. Devamını Oku… »

Usul Usul

1 Yıldız (10 oy, ortalama: 4.9 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
DamlalarhayatiinancYorum Yok »

Bambaşka bir usul ortaya koymuş Usûlî’ den harika bir örnek sunacağim bu yazıda. 1560 yılında vefat etmiş, yani Kanuni devrinin devlerinden. 13 beyitlik ‘peyda’ redifli gazeli bir çok şair için de örnek olmuş ve nazireler yazılmıştır. Bir mana ummanıdır adeta. Usûlî Vardar Yenicesi -ki şimdi maalesef hudutlarımız dışında olduğundan acımasızca habersiz olduğumuz bir irfan merkezidir- ‘nde, o küçücük coğrafyada yetişen saymakla yükenmez dehâlardan biridir ve mutasavvıftır.

Vücûd-i Mutlak’ın bahri ne mevci kim eder peydâ
Enelhak sırrını söyler eğer mahfî eğer peydâ
 

[Efendim, îzâhı en güç beyt bu ilki herhâlde. Hem güç ve hem de –Allah saklasın- yanlış anlatma ve anlaşılma ihtimâlinden dolayı son derece tehlikeli.

Evliyânın büyüklerinden Hüseyn bin Mansûr (meşhur nâmı ile Hallâc-ı Mansûr hazretleri), “Enelhak” demiş ve sözün görünen anlamı küfrü mûcip olduğundan îdâmına hükmedilmiş. Ma’nâdan haberdar olanlar da (Hak teâlâ sa’ylerini meşkûr etsin) şöyle izah etmişler meseleyi: Devamını Oku… »

Unutulan Bir Deha

1 Yıldız (10 oy, ortalama: 5 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Damlalarhayatiinanc2 Yorum »

Devlet peyâmı kâni-i yek-nân iken gelir
Derde devâ da fâriğ-i dermân iken gelir

Peyâm : Müjde, haber
Nân : Ekmek
Yek-nân : Bir ekmek, bir dilim ekmek
Fâriğ : Vazgeçmiş, ferâgat etmiş

Divan şiirinde çok güzel eserleri bulunmakla beraber, az tanınan ve hatta unutulanlardan biri olan Bursalı Mehmed Emin İffet diyor ki ilk beyitte:

Bir devlet müjdesi, bir sevinçli haber bekleyenler bilsinler ki; o ziyafet haberi, bir dilim ekmeğe kanaat ettiğinde gelir ancak, iştah açıkken değil. Derdin devası da gelir ama, sen dermandan ümit kesip gönlün kırıldığında; yelkenler suya indiğinde; kulluk ve aczin idrâkine varıldığında yani.

Hani “kul sıkışmayınca Hızır yetişmez” derler ya, o hesap.

Benzer ma’nâda, hikemî şiirin büyük üstâdı Nâbî der ki: Devamını Oku… »

Uyku Vaziyetleri

1 Yıldız (10 oy, ortalama: 4.9 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Damlalarhayatiinanc1 Yorum »

Çocukluğumda, dedemin evinde misafir olduğumuzda uyku tutturamadığım gecelerde, mütevazı köy evinin ahşap tavanındaki tahtaları fonda ihtiyar saatin biteviye tik-takları eşliğinde defalarca saydığımı hatırlıyorum; hiç bitmeyecekmiş gibi gelirdi. Saatin çıkardığı sesler değişmezdi tabii ama, hep birbirinden farklı çağrışımlar yaptırır ve hayâl ufukları açardı.

(Yeri gelmişken; o dedem 90 yaşın üzerinde ve yataktadır. Bu yazıyı okuyanların duasına da vesile olursa ayrıca sevineceğim.)

Uzun çöl yolculuklarında, kervanın önündeki devenin boynunda asılı olan çan (=zil, ceres) ın çıkardığı sesler ve develerin kendilerine mahsus bir ritimle yürümelerinin, aruzdaki vezinlere kaynaklık ettiği söylenir. Bizler ortaokul ve lise talebesi iken derslerde bu minvalde yapılan anlatımlar, aruzu hafife almak gayesini güderdi. Bana ise çocukluğumdaki saat sesleri gibi esrarlı ve tarifi güç hislerle yüklü gelmiştir hep. Devamını Oku… »

Tekstil ve Konfeksiyon

1 Yıldız (10 oy, ortalama: 5 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
DamlalarhayatiinancYorum Yok »

Bir dönem konusu tekstil ve konfeksiyon makineleri olan bir teknik dergide görev yapmıştım. Bu defa, zikredeceğim beyitler de giyim üzerine, ama tabii çok farklı bir tarz içinde.

Sultan Fâtih devrinin önemli sîmâlarından biri olan Ahmed Paşa, son derece kudretli bir şairdir aynı zamanda; o kadar ki klasik şiirimizin ilk önemli ismi, Alâaddin Keykubâd zamanının dev şairi Hoca Dehhânî ise, ikinci önemli isim Ahmed Paşa’dır.

Sultan Fatih devrinin önemli bir ismidir dedik. Zira, hatırlanacaktır; Sultan Fatih, Fetih’den önceki günlerde; çadırına kapanıp gözyaşları ile dualar eden Akşemseddin Hazretlerin’den ısrarla fethin ne zaman gerçekleşeceğini ısrarla ve yalvararak tekrar tekrar sordurur.

(Öyle ya gazâ ordusu duâ ordusuna muhtaç.)

Gaybı bilen Allah’ dır. Sevdiği kullarına gayba dâir bilgi ihsân etmesi hâli de o kişinin kerâmetidir, bilindiği üzere. Sultan Fâtih işte böylece Akşemseddîn Hazretlerinin, kerâmetiyle fetih gününe dair bilgi vermesini ummaktadır. Akşemseddîn Hazretleri ise birkaç kez sorulan bu suâle pek açık olmayan cevaplar verir. Ancak 21 yaşında bir delikanlı olan büyük Sultan, tekrar be tekrar sormak suretiyle daha detaylı bilgi istemektedir. Neticede Mayıs’ ın 29’ u işaret edilir (tabiî 1453). İşte Cihan Padişahı ile Gönül Sultanı arasındaki bu kritik muhâbereyi gerçekleştiren kişi şair Ahmed Paşa’ dan başkası değildir. Devamını Oku… »

Baş Eğme

1 Yıldız (10 oy, ortalama: 5 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Damlalarhayatiinanc1 Yorum »

Biz râh-ı emelde cüst ü cû etmemişiz
Bir kimseye sarf-ı âb-ı rû etmemişiz
Bir dergâha kendi dergâhından gayrı
Allah bilir ki ser-fürû etmemişiz

Yukarıdaki mısralar, 1712 yılında ebedi aleme uğurladığımız, Türk şiirinin hiç şüphesiz en büyük pîrlerinden hikmet şairi Urfalı Yusuf Nâbî’ ye ait.

O Nâbi’ dir ki, vefatı üzerine, devrinde cari olan adet üzere, bir şair şöylece tarih düşürmüştü:

Züleyhâ-yı cihândan çekti dâmen Yusüf-i Nâbî

(Hazret-i Yusuf Peygamberin, Züleyha’ dan eteğini çekip uzaklaşmasını hatırlatarak, “cihan adlı Züleyha’ dan eteğini çekip ahirete gitti” demek olur. Mısrada yer alan harflerin rakamsal değerleri toplamı Nabi’ nin ölüm yılını vermektedir. Hem matematik, hem edebiyat; gel de deme asrımızda heyhât!) Devamını Oku… »

Şeyhülislam Yahya (Keklik-Karga)

1 Yıldız (10 oy, ortalama: 5 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...
DamlalarhayatiinancYorum Yok »

Şeyhülislam Yahya

Sultan Dördüncü Murad zamanının şairi ve şeyhülislamdır. Sivri dili sebebiyle can veren büyük şair Nef’î ile de aynı zamanda yaşamıştır.

Dört defada toplam 11 yıl kadar şeyhülislamlık makamında bulunmuştur ve divan şiirinde gazel tarzında Bâkî ile birlikte en büyük bilinir.

Çok basit ve harika bir üslûbu vardır.

Osmanlı Devletinin yıkılışını iki asır geciktiren hadise, Dördüncü Murad’ın zafere ulaştığı Bağdat Seferidir derler. Bu harbe bizzat iştirak etmişti. Sultanın başka bir yoldan Bağdat’ta kullanılmak üzere gönderdiği toplar mahalline üç gün gecikmeyle varınca, Şeyhülislam Yahya’nın teklifi ile beraberde götürülen birkaç topun sayesinde savaş kazanılmış ve böylelikle kendisinin müdebbir (tedbirli) ve âkil karakteri herkesçe bir kez daha hayranlıkla gözlenmiştir.
Osmanlı tarihinde Ebussuud Efendi’den sonra en müessir Şeyhülislam olduğu kanaati de genel kabule mukârindir.
İşbu Bağdat seferi meşhur “Genç Osman dediğin bir küçük uşak…” türküsünün de hikaye ettiği savaştır. Devamını Oku… »


Yazılar RSS Yorumlar RSS Giriş